<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>TrendForum.Net - İslam ve Din</title>
		<link>https://www.trendforum.net/</link>
		<description>Dini konuların yer aldığı forum.</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 12:19:48 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.trendforum.net/images/TrendPRO/misc_TrendPro/rss.jpg</url>
			<title>TrendForum.Net - İslam ve Din</title>
			<link>https://www.trendforum.net/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Gafletten kurtulmak nasıl olur?</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63782-gafletten-kurtulmak-nasil-olur.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 May 2026 10:56:38 GMT</pubDate>
			<description>**Gaflet nedir? Gafletten kurtulmak nasıl olur? 
 
Dini kelimelerin sözlük manasına değil, ıstılah manasına bakmak gerekir. Gaflet, Allahü teâlâyı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><b><font color="DarkRed">Gaflet nedir? Gafletten kurtulmak nasıl olur?</font><br />
<br />
Dini kelimelerin sözlük manasına değil, ıstılah manasına bakmak gerekir. Gaflet, Allahü teâlâyı unutmak demektir. Her ne şekilde olursa olsun, Allahü teâlâyı hatırlamak ise gafletten kurtulmak olur. Dinin emirlerini gözeterek yapılan bütün işler, alışverişler, yiyip içmeler, gafletten kurtulmak ve Allahü teâlâyı hatırlamak demektir.<br />
<br />
Evine, camiye rastgele sağ ayakla giren kimse, gafletle girdiği için sevap alamaz. Sünnet olduğunu düşünerek sağ ayakla girerse sevap alır. Bunun için gafleti yenmeye çalışmalıdır! Kur'an-ı kerimde mealen (Gafillerden olma) buyuruluyor. (Araf 205)<br />
<br />
<font color="darkred">Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:</font><br />
<br />
(Gaflet üzere uyuyan, Kıyamette öyle dirilir. O halde kendinizi Allahü teâlâyı anarak uyumaya alıştırın!) [Deylemi]<br />
<br />
(Gafiller arasında Allahü teâlâyı anan, kuru çalılar arasındaki yeşil ağaç gibidir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
(Gafil olduğu halde, gafletinden habersiz kimseye şaşılır. Şu kişiye de şaşılır ki ölüm onun peşinde iken, o dünyanın peşinde koşar. Rabbi kendinden hoşnut olup olmadığını bilmeden kahkaha ile gülene de şaşılır.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Gafletin sonu pişmanlıktır. Gaflet, nimeti yok eder, hizmetleri engeller. Gaflet uykusunun sonu, sonsuz pişmanlık olabilir. Salihlerden biri, hocasını rüyada görüp sual eder:<br />
- Kıyamette en büyük pişmanlık nedir?<br />
Hocası buyurur ki:<br />
- Gafletin neticesi olan pişmanlık...<br />
<br />
Zünnun-i Mısri hazretlerini rüyada görüp sual ederler:<br />
- Vefatından sonra sana ne yaptılar?<br />
- Allahü teâlâ bana buyurdu ki:<br />
(Beni sevdiğini söylerdin; fakat benden gafil olurdun. Bu ise yalancılıktır.)<br />
<br />
Zünnun-i Mısri hazretlerine böyle denirse, bizlere ne söylenmez? Yine rüyada görülen birçok kimse, dünyada gaflet içinde yaşadığını söyler. Bunun için hadis-i şerifte (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyurulmaktadır. Ölmeden önce uyanmak gerekir. İş işten geçtikten sonra uyanmak faydasızdır.<br />
<br />
Azrail aleyhisselamla kardeş gibi görüşen Yakub aleyhisselam dedi ki:<br />
- Senden bir ricada bulunacağım. Ecelim yaklaşınca bana önceden haber ver!<br />
- Sana iki-üç haberci gönderirim.<br />
Bir müddet sonra Azrail aleyhisselam yine gelir. Yakub aleyhisselam sual eder:<br />
- Ziyaretime mi geldin?<br />
- Hayır, canını almaya geldim.<br />
- Nasıl olur, hani bana iki-üç haberci gönderecektin?<br />
- Sana üç haberci gelmedi mi? Saçların siyahken ağarmadı mı? Vücudun kuvvetli iken zayıflamadı mı? Dimdik dururken şimdi belin bükülmedi mi?<br />
<br />
Haberci istiyorsak çoktur. Her gün çeşitli sebeplerle ölenlere veya mezarlara bakmak kâfidir. Muhakkak olacak şeyi oldu bilmek gerekir! Ölüm muhakkaktır. Azrail aleyhisselam geldiği zaman, hazırım diyebilmelidir.<br />
<br />
<font color="darkred">Şakik-i Belhi hazretleri buyuruyor ki:</font><br />
<br />
(İnsanlar üç şey söylerler. Fiilleriyle ona muhalefet ederler.<br />
1- Biz kuluz derler, fakat şef gibi yaşarlar.<br />
2- Allah bizim rızkımıza kefildir derler. Fakat kalblerini rızık kazanmakla meşgul ederler.<br />
3- Elbet biz de öleceğiz derler. Fakat hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılırlar.)<br />
<br />
Adamın biri çuvalı kaybeder, arar bulamaz. Namaza durunca hatırlar. Kölesi adama, (Sen namaz kılmıyor, çuval mı arıyordun?) der. Adam köleyi ikazından dolayı azat eder. Her işi gafletten uzak yapmaya çalışmalıdır!<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Gaflete sebep olanlar</font><br />
<br />
İnsanların gaflete, hatta günaha, isyana, küfre dalması çeşitli sebepler yüzünden olur. Bunlar insandan insana değişmekle beraber, cehalet, kibir, dostunu düşmanını tasnif edememesi genel olup, bunların başında gelir. İnsanın gafletine sebep olan çok şey varsa da üçü önemlidir:<br />
1- İnsanı tanımamak, yaratılış gayesini bilmemek<br />
2- İşlerin sebeplerle yaratıldığını bilmemek<br />
3- Ölümü unutmak.<br />
<br />
1- İnsanı tanımamak, yaratılış gayesini bilmemek<br />
İnsan, niçin yaratıldığını ve başına gelecekleri bilip unutmasa, gaflete düşebilir veya kibirlenebilir mi? Rabbine isyan edebilir mi? Demek ki insan yaratılış gayesini düşünmüyor. Eğer insanlar istenildiği gibi düşünebilseydi, Kur’an-ı kerimde sık sık, (Hiç düşünmüyor musunuz?) diye ikaz edilir miydi?<br />
<br />
Bir insan bir alet, bir makine yapınca, bunun nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir tarif namesi hazırlanır. Tarif name ile de anlaşılması zor ise, kullanması için kurslar açar. Bir makine yanlış kullanılırsa, elden çıkar. Her şeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah da, insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmayıp (Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?) buyurmuştur. Ne yapması gerektiğini, Peygamberleri vasıtası ile kitaplar göndererek bildirmiştir.<br />
<br />
Ne olduğunu, kim olduğunu, saadet ve felaketinin nelerde olduğunu bilmeyen, öldükten sonra başına gelecekleri düşünmeyen kimse akıllı olamaz. Allahü teâlâ, (Ben cin ve insanları ancak [beni tanısınlar] bana kulluk, ibadet etsinler diye yarattım) buyuruyor. (Zariyat 56)<br />
O halde insan kul olduğunu bilip, kulluk görevlerini yerine getirmelidir.<br />
<br />
2- İşlerin sebeplerle yaratıldığını bilmemek<br />
Allahü teâlâ her şeyi sebeplerle yaratmaktadır. Kudretini sebepler arkasında gizlemiştir. Âdet-i ilahi böyledir. Ancak bu âdetini bazen bozar, sebepsiz de yaratır. Bunu sevdiklerinin hatırı için yapar. İnsan çalışır kazanır, benim malım der, ben kazandım der. Bunun gibi kendisindeki her nimete, her başarıya (benim) der, (benim başarım, benim kabiliyetim, benim ilmim...vs) der ve nankör olur.<br />
<br />
Dertlerin, belaların gelmesine sebep günah işlemektir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Size gelen musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz [günahlar] yüzündendir.) [Şura 30]<br />
<br />
(Sana gelen her iyilik, Allah’ın [bir ihsanı, bir nimeti olarak] gelmekte, her kötülük de [günahlarına karşılık olarak] kendinden gelmektedir. [Hepsini yaratan Allahü teâlâdır.]) [Nisa 79]<br />
Peygamberlere ve diğer büyük zatlara ise bela, onların derecelerinin yükselmesi için gelir.<br />
<br />
Tevekkülü ihmal etmemeli. Tevekkül, dinimizin bildirdiği sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri yaratandan beklemektir. (Bir işe başladığın zaman, Allah’a tevekkül et, Ona güven) âyeti, tevekkül ile beraber azmederek çalışmak gerektiğini gösteriyor. (Al-i imran 159)<br />
<br />
3- Ölümü unutmak<br />
Dünya hayatı rüya gibidir. Ölünce rüya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Hadis-i şerifte, (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu. Ölmeden önce uyanmak gerekir. Peygamber efendimiz, (Şu kişiye şaşılır ki, o dünyanın peşinde, ölüm de onun peşindedir) buyurdu. O halde, (Nasihat olarak ölüm yeter) hadis-i şerifini düşünerek ölenlerden ibret almaya çalışmalıdır.<br />
<br />
Genelde çok yaşamayı istemek, dünya zevklerine düşkün olmak, ölümü unutmak, sıhhat ve gençliğe aldanmaktan ileri gelir. Böyle kimsenin kalbi katı olur, ibadetleri vaktinde yapmaz, tevbeyi geciktirir, nasihat tesir etmez, ölümü unutur, hatırına bile gelmez. Hep dünya malına ve makamına kavuşmak için ömrünü harcar. Ahireti unutur, dünyanın faydasız zevk ve sefasını düşünür. Bunlardan kurtulmak için ölümün her an gelebileceğini düşünmeli, sıhhatin, gençliğin ölüme mani olmadığını unutmamalı.<br />
<br />
Çok kıymetli nasihatler<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Fırsat ganimettir. Ömrün tamamını faydasız işlerle telef etmemeli, Hak teâlânın rızasına uygun şeylere harcamalı! Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile kılmalı, teheccüd namazını elden kaçırmamalı, seher vakitlerini istigfarsız geçirmemeli, gaflet uykusuna dalmamalı, ölümü düşünmeli, ahiret hallerini gözetmeli, fani dünyanın haram olan işlerinden yüz çevirip, baki olan ahiret işlerine dönmeli. Dünya işleri ile zaruret miktarı uğraşmalı, diğer vakitlerde, ahireti imar etmekle meşgul olmalıdır. Sözün kısası, Allah’tan gayrı şeylerin sevgisinden korunmalı ve bedeni dinin hükümlerine uymakla süslemeli, onunla meşgul olmalıdır. İş budur, bundan gayrısı hiçtir.<br />
<br />
Abdül Kuddüs hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Vaktin kıymetini bil! Gece gündüz ilim öğrenmeye çalış! Her zaman abdestli bulun! Beş vakit namazı, sünnetleri ile ve tadil-i erkan ile, huzur ve huşu ile kılmaya çalış! Bunları yapınca, dünyada ve ahirette, sayısız nimetlere kavuşursun. İlim öğrenmek, ibadet içindir. Kıyamette, işten sorulacak, çok ilim öğrendin mi diye sorulmayacaktır. İş ve ibadet de, ihlas elde etmek içindir. İhlas da, hakiki mabud ve kayıtsız, şartsız var olan sevgiliyi [Allahü teâlâyı] sevmek içindir.<br />
<br />
İbrahim-i Edhem hazretleri buyuruyor ki:<br />
1- Günah işleyeceksen, Allah’ın verdiği rızkı yeme! Rızkını yiyip de, Ona isyan edilir mi?<br />
2- Günah işleyeceğin zaman, mülkünden çık! Onun mülkünde Ona isyan edilir mi?<br />
3- Günah işlerken Onun görmediği bir yerde işle! Onun mülkünde, rızkını yiyip, gördüğü yerde günah işlenir mi?<br />
4- Can alıcı melek, ruhunu almaya gelince, bir müddet izin isteyebilir veya o meleği kovabilir misin? O zaman hemen tevbe et! Çünkü o melek ani gelir.<br />
5- Mezarda, melekler, sual sorunca, (beni imtihan etmeyin) diyerek onları kovabilir misin? Öyle ise, şimdiden onlara cevap hazırla!<br />
6- Kıyamette (Günahkârlar Cehenneme…) dendiği zaman, ben gitmem diyebilir misin?<br />
<br />
Allahü teâlâ, (Ey kullarım! Benden isteyin! Kabul eder, veririm) buyuruyor. Ama verilmeyenler de oluyor. Çünkü Ona dua eder, ama itaat etmezler. Peygamberini tanır, Ona uymazlar. Kur'anı okur, gösterdiği yolda gitmezler. Nimetlerinden faydalanır ama şükretmezler. Cennetin, ibadet edenler için olduğunu bilir, hazırlıkta bulunmazlar. Cehennemi, asiler için yarattığını bilir, ondan sakınmazlar. Ecdadının ne olduklarını görür, ibret almazlar. Kendi ayıplarına bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırlar. Böyle kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına şükretsin! Dualarının neticesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Ölmek felaket değil, öldükten sonra başa gelecekleri düşünmemek felakettir. Mezhepsizlik ilhaddır. Ehl-i sünnet âlimlerine uyanlara müjdeler olsun.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri yine buyuruyor ki:<br />
Bu zamanınız fırsattır. Fırsat da, büyük nimettir. Sıhhat ile ve üzüntüsüz geçen vakitler, bulunmaz ganimettir. Her saati Allahü teâlâyı zikretmek ile geçirmelidir. Resulullahın bildirdiğine uygun olan her iş, hatta alışveriş bile zikir olur. O halde, her hareketin, her duruşun, Resulullahın bildirdiğine uygun olması gerekir. Böylece, hepsi zikir olur. Zikir demek, gafletten uzaklaşmak, yani, Allahü teâlâyı hatırlamaktır. İnsan her hareketinde, her işinde, Allahü teâlanın emrini ve yasağını gözetince, emir ve yasakların sahibini unutmaktan kurtulur ve daima zikretmiş olur.<br />
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:<br />
(Yemeği Allah’ın zikri ile [İbadet ederek ve Allah yolunda çalışarak] eritin. Yer yemez yatmayın; kalbiniz katılaşır.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Haramlardan ve şüpheli şeylerden kaçarak helal kazanmalıdır. Ahir zamanda bunlara dikkat eden az bulunur.<br />
<br />
Dine hizmet çok sevaptır. Bunu herkes gücü nispetinde yapar. Öğrendiği güzel bir sözü başkasına duyurmak bile sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Duyduğu hak sözü, bir müslüman kardeşine söylemek ne güzel hediyedir.) [Taberani]<br />
<br />
(Allah indinde en iyi kul, insanlara en çok nasihat edendir.) [İ. Ahmed]</b></b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63782-gafletten-kurtulmak-nasil-olur.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünya sevgisi günahların başıdır</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63778-dunya-sevgisi-gunahlarin-basidir.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 May 2026 10:51:59 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[**Bir hadis-i şerifte, "Dünyaya, burada kalacağınız kadar, ahirete de, orada kalacağınız kadar çalışınız!" buyuruluyor. Ne kadar büyük olursa olsun,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><b><font color="DarkGreen">Bir hadis-i şerifte, <font color="Sienna">&quot;Dünyaya, burada kalacağınız kadar, ahirete de, orada kalacağınız kadar çalışınız!&quot;</font> buyuruluyor. Ne kadar büyük olursa olsun, bir sayının sonsuzun yanındaki değeri sıfır kabul edildiğine göre, dünya için hiç çalışmamak gerekmez mi?</font><br />
<br />
Dinimiz, dünyaya da, ahirete de çalışmayı emretmektedir. Kur'an-ı kerimde mealen (Dünyadan da nasibini unutma!) buyuruluyor. (Kasas 77)<br />
<br />
<div align="center"><img src="https://i.pinimg.com/736x/54/3b/74/543b743c496b9bbd13e35bb18720a905.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div><br />
<font color="DarkRed">Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:</font><br />
<br />
(Dünyanızı ıslaha, düzeltmeye çalışınız! Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için amel ediniz!) [Deylemi]<br />
<br />
(Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız!) [İbni Asakir]<br />
<br />
(Sizin hayırlınız, ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyen ve insanlara yük olmayandır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Dünya malından ayrılınca üzülmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak, insanı Cehenneme götürür.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Dünyayı seven, ahiretine zarar verir. Ahireti seven, dünyasına zarar verir. O halde, devamlı olanı, geçici olana tercih etmelidir.) [Beyheki]<br />
<br />
(İlim, Allah rızası için değil, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibadetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur edecektir.) [A.Rezzak]<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:</font><br />
<br />
<font color="Red">(Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür. Baki olan, salih ameller, Rabbinin katında, mal ve evlatlardan ve dünyalıklardan iyidir.) [Kehf 46]</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Dünya binektir</font><br />
<br />
<font color="DarkRed">İmam-ı Maverdi hazretleri buyuruyor ki:</font><br />
<br />
Dünya çalışma yeridir. Hadis-i şerifte, (Dünya ne güzel binektir. Ona binin ki, sizi ahirete kavuştursun!) buyuruluyor. Dünya mutlak manada kötü değildir. Ahiret azığını hazırlayanlar için servet yurdudur. İbrahim aleyhisselam, (Ya Rabbi ne zamana kadar daha dünyayı takip edeceğim) dediği zaman Allahü teâlâ buyurdu ki:<br />
<br />
<font color="Red">(Ya İbrahim, böyle konuşma! Çoluk çocuğunun nafakası için çalışmak dünya talebi değil ki ondan şikayet edilsin!) [Edeb-üd-dünya]</font><br />
<br />
Dünya bir alet, bir vasıtadır. Bu vasıtayı iyi yolda kullanan kazanır, kötü yolda kullanan kaybeder. Mesela size yeni, güzel bir araba veriyorlar. (Bu araba ile, şu kadar zamanda şu karşıdaki kö<acronym title="Google Page Ranking">pr</acronym>üyü geçerseniz, kurtuluşa ereceksiniz) deniyor. Siz de, arabaya bakıp (Ne kadar da güzelmiş) diyerek onu sevmekle meşgul olur, verilen zaman içinde karşıya geçmezseniz, düşman gelir, sizi kıskıvrak yakalar, kö<acronym title="Google Page Ranking">pr</acronym>üyü geçemezsiniz. Bu vasıta, yolcuları sahile çıkaran bir gemi de olabilir. Bu vasıtaya zamanında binip gitmeyen kurtulamaz. Dinimiz bu vasıtayı, kötülememiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dünya, ahiretin tarlasıdır.) [Deylemi]<br />
<br />
<font color="DarkRed">(Dünya, ahiretin kö<acronym title="Google Page Ranking">pr</acronym>üsüdür.) [Deylemi]</font><br />
<br />
(Allah rızasını kazanmak, ahiret azığını temin etmek için, dünya ne güzel yerdir. Allah rızasını kazanmayan, ahiret azığını temin etmeyen için de, dünya ne kötü yerdir. Bir kimse, &quot;Allah dünyayı rezil etsin!&quot; derse, dünya da ona, &quot;Hangimiz Rabbimize asi oluyorsa, Allah onu rezil etsin!&quot; der.) [Hakim, İbni Lal]<br />
<br />
(Dünyaya sövmeyin; çünkü mümin için ne güzel bir binektir. Hayra onunla erişilir, şerden onunla kurtulunur.) [Deylemi, İbni Neccar]<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Dünya sevgisi</font><br />
<br />
Dinimiz, bu bineğin sevgisini kötülemiştir. Yani &quot;Binek ne güzelmiş&quot; diyerek, onunla meşgul olup hedefe varmamak kötülenmiştir. Nitekim hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dünya sevgisi bütün günahların başıdır.) [Beyheki, İbni Ebiddünya]<br />
<br />
Demek ki, bineği sevmekle meşgul olmayıp, binip bir an önce saadet diyarına gitmeye çalışmalıdır!<br />
<br />
Bizi maksadımıza ulaştıran bineğin iyi, sağlam olması istenir. Onun için Allahü teâlânın bize verdiği akıl, sağlık, mal gibi nimetleri yerinde kullanmalıdır! Cenab-ı Hak, dünya saadetini de istememizi emrediyor. (Ey Rabbimiz, bize dünyada da ahirette de iyilik, güzellik ver!) diye dua etmemizi istiyor. (Bekara 201)<br />
<br />
<font color="DarkRed">Hadis-i kudside de buyuruldu ki:</font><br />
<br />
(Hak teâlâ buyurdu ki, &quot;Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol! Sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun.&quot;) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
Dünyanın faydasız işlerinden uzak durmak, ahirete yarayacak işler yapmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dünyaya meyledenin emeli uzun olur, sonunu getiremez, bitmez tükenmez ihtiyaca düşer; öyle bir meşgale kaplar ki mihnetinden kendini kurtaramaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Ahireti isteyip onun için çalışan, geçim sıkıntısı çekmez, zengin olarak sabahlar, zengin olarak akşamlar. Dünyayı talep edip onun için koşan geçim darlığı çeker, fakir olarak sabahlar, fakir olarak akşamlar.) [İbni Neccar]<br />
<br />
(Ahiret işi sana kolay gelir, dünya işi zor gelirse, bil ki sen iyi hâl üzeresin. Ahiret işi zor, dünya işi kolay gelirse, bil ki durumun kötüdür.) [Beyheki]<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Haksız kazanç</font><br />
<br />
Muhammed aleyhisselam Peygamber olarak gönderilince, şeytanlar İblisin başında toplanıp üzüntülerini bildirdiler. Bunun üzerine İblis onlara, (Bunlar dünyayı sever mi?) dedi. Onlar, evet deyince, (Öyleyse üzülecek bir şey yok. Onlara haksız kazanç sağlatırım. Lüzumsuz masraf yaptırır, lüzumlu yere de harcatmam. Zaten her kötülük bu üç şeyden meydana gelir) dedi.<br />
<br />
Dünyalık için ne kadar üzülürsen o nispette ahiret sevgisi kalbden çıkar. Ahiret için ne kadar üzülürsen, o nispette dünya sıkıntısı kalbden çıkar. Dünyada herkes misafirdir. Yanındaki şeyler emanettir. Misafirin gitmekten, emanetin ise geri alınmaktan başka çaresi yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Dünya mümine zindan, kâfire Cennettir.) [Müslim]<br />
<br />
Mümine dünyanın zindan olması, Cennete nispetledir. Cennette Müminler, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, akla ve hayale gelmeyen büyük nimetlere kavuşacaklardır. Hiçbir sıkıntı görmeyeceklerdir. Cennetin sonsuz nimetleri karşısında dünya hayatı, müminler için bir zindan, bir Cehennem azabı gibi gelecektir. Kâfirler için Cehennem azabı o kadar şiddetli olacaktır ki, dünyadaki en şiddetli işkence bile onlar için çok hafiftir.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Nafaka kazanmak</font><br />
<br />
<font color="DarkRed">Nafakamı kazanmak için ticaret yapıyorum. Kâr edince seviniyorum. Dünya malına sevindiğim için haram mı işlemiş oluyorum?</font><br />
<br />
Nafakayı kazanmak farzdır, nafakadan fazlasını kazanmak sünnettir. Kâr edince sevinmek haram değildir, niyetine göre sevab da kazanmış olur. Nefsin arzularını sevmek haramdır. Mesela kâr edince, (Ben işini bilen adamım) diye kibirlenmek haram olur.<br />
<br />
<font color="darkred">Dünya işine üzülmek</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Dünya işlerimiz, düzgün gitmediği için üzülmek günah mıdır?</font><br />
<br />
Dünya işi, âhirete yarayan bir iş de olabilir, yaramayan da olabilir. O dünya işi, âhiret için yapacağımız ibadete mani oluyorsa üzülmek, âhiret için olur, dünya için olmaz. Eğer o işin âhiretimize faydası yoksa, üzülmek yersizdir. İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Dünya işlerinin bozuk gitmesinden ve hâlinizi toparlayamadığınızdan hiç sıkılmayın! Çünkü dünya işleri, üzülmeye değmez. Bu dünyada olan her şey geçecek, yok olacaktır. Allahü teâlânın razı olduğu şeylerin arkasında koşmak gerekir. Güç olsa da, kolay gelse de, bunları yapmaya çalışmalıdır. (1/150)<br />
<br />
<font color="Blue">Çoluk, çocuğun ihtiyaçları için çalışmak, para, mal kazanmak da dünyaya gönül bağlamak sayılır mı?</font><br />
<br />
<font color="DarkRed">Konu ile alakalı olarak İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:</font><br />
<br />
“İnsanın muhtaç olduğu şeyleri zaruret miktarı kullanması ve bunları elde etmek için çalışması, dünyaya gönül bağlamak olmaz. İhtiyaçtan fazla ve faydasız şeyler, dünyadır. Bunların da, Allahü teâlânın rızasına uygun olarak elde edilmeleri ve sarf edilmeleri dünya olmaz. Riyazet çekmenin ve mubahları zaruret miktarı kullanmanın, büyük bir faydası da, Kıyamet günü hesabın kısa ve kolay olmasıdır. Ahiretteki derecelerin yükselmesine de sebep olur. Dünyada ne kadar sıkıntı çekilirse, ahirette o kadar çok rahatlık olacaktır. Peygamberler, bu bakımdan da, riyazat ve mücahedat çekmişlerdir. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, riyazet çekmek ve mubahları zaruret olduğu kadar kazanıp kullanmak, ictibâ, seçilmişlerin yolunda şart olmamakla beraber, bunlar iyi ve faydalı şeylerdir. Faydalarının çokluğu düşünülünce zaruri ve lazım da diyebiliriz.”</b></b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63778-dunya-sevgisi-gunahlarin-basidir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Dünya nedir?</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63777-dunya-nedir.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 May 2026 10:50:54 GMT</pubDate>
			<description>** Dünya nedir? 
 
Ölümden önce olan her şeye dünya denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyadan sayılmaz, ahiretten sayılır. Çünkü...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><b> <font color="DarkGreen">Dünya nedir?</font><br />
<br />
Ölümden önce olan her şeye dünya denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyadan sayılmaz, ahiretten sayılır. Çünkü dünya, ahiret için tarladır. Ahirete yaramayan dünyalıklar, zararlıdır. Dünya, dine uygun kullanılırsa, ahirette faydalı olurlar. Hem dünya lezzetine, hem de ahiret nimetlerine kavuşulur. İyilik, kötülük, malda değildir. Malı kullanandadır. O halde, kötü olan dünya, Allahü teâlânın razı olmadığı, ahireti yıkıcı yerlerde kullanılan şeyler demektir.<br />
<br />
<div align="center"><img src="https://i.pinimg.com/736x/e2/a1/2f/e2a12fe94ad15e5062a874acf0f3f176.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div><br />
Rabbini unutup, nefsine düşkün olan, yolda hayvanın, palanı ile, yemi ile uğraşıp, arkadaşlarından geri kalan yolcuya benzer. Çölde yalnız kalıp, helak olur. İnsan da ne için yaratılmış olduğunu unutup, dünya ziynetlerine aldanır, ahiret hazırlığı yapmazsa, ebedi felakete sürüklenir. Dünyaya düşkünlük ahirete hazırlanmaya mani olur.<br />
<br />
Dünya ile ahiret, doğu ile batı gibidir ki, birine yaklaşan, ötekinden uzak olur. Bir kimse ibadetini yapmaz ve geçiminde Allahü teâlânın emrini gözetmezse, dünyaya düşkün olmuş olur. Allahü teâlâ herkesin kalbini bu kimseden soğutur.<br />
<br />
Dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada tohum ekmeyen, böylece bir tohumdan kat kat meyve kazanmaktan mahrum kalan, ne kadar zavallıdır. Kardeşin kardeşten, ananın evladından kaçacağı o gün için, hazırlanmayan, dünyada da, ahirette de aldanmış, zarar etmiş olacaktır. Akıllı kimse, bu dünyayı fırsat bilir. Bu kısa zamanda, tohum ekerek, yani Allahü teâlânın beğendiği işi yaparak, kat kat fazla meyveleri toplar. Cenab-ı Hak, bu kısa zamanda yapılacak, hayırlı işlere ve ibadetlere sonsuz nimetler ihsan edecektir.<br />
<br />
<font color="DarkRed">Marifetname’deki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</font><br />
<br />
(Dünya iki gündür: Biri sevinç, biri üzüntü günüdür. Bunlar geçicidir. Öyle ise geçici olanı bırakın da daimi olan nimetlerine kavuşmak için çalışın.)<br />
<br />
(Dünya için, dünyada kalacağın kadar, ahiret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtaç olduğun kadar itaat et! Cehennem ateşine dayanacağın kadar günah işle!)<br />
<br />
(Dünya bir kö<acronym title="Google Page Ranking">pr</acronym>üdür hemen geçin, yalnız tamiri ile uğraşmayın, yolunuza devam edin!)<br />
<br />
(Arzusu ahiret olup, ahiret için çalışana, Allahü teâlâ dünyayı hizmetçi yapar.)<br />
<br />
(Yalnız dünya için çalışana, yalnız nasibi gelir, işleri karışık, üzüntüsü çok olur.)<br />
<br />
(Ahiretin sonsuz olduğuna inananın, yalnız bu dünyaya sarılması, çok şaşılacak şeydir.)<br />
<br />
(Dünya sizin için yaratıldı. Siz de ahiret için yaratıldınız! Ahirette ise, Cennet ve Cehennemden başka yer yoktur.)<br />
<br />
(Dünyaya düşkün olmak, insanın ahiretine zarar verir. Ahiretini seven dünyada haramlardan sakınır. Bu böyle olunca, siz bakiyi fâni üzerine tercih ediniz!)<br />
<br />
Dünyanın tatlı şeyleri ve geçici nimetleri ancak, dinimize uymaya yardımcı oldukları zaman, faydalı ve helal olurlar. Dünya kazancı, ahiret kazancı ile birlikte olduğu zaman işe yarar. Ahireti kazanmaya yardımcı olmayan dünya zevkleri, şekerle kaplanmış zehir gibidirler. Dünya zevkleri, bedene, nefse tatlı gelen şeylerdir. Halbuki insan yalnız bunun için yaratılmadı.<br />
<br />
<font color="darkred">Gerçek zevk yeri</font><br />
<br />
Ahiret ise ruha mahsus olan hakiki zevk ve lezzetlerin de yeridir. Dünya ile ahiret, birbirinin zıddı, tersidir. Birini sevindirmek, ötekinin gücenmesine sebep olur. Yani birinde zevk aramak, ötekinde elem çekmeye sebep olur. O halde, dünyada nimetleri, lezzetleri çok olanlar, bunlara gereken şükrü yapmazlarsa, ahirette çok korkacak, çok acı çekecektir. Dünyada tehlikelerden sakındığı, çalıştığı halde çok acı çeken mümin, ahirette çok lezzete kavuşacaktır.<br />
<br />
Dünyanın ömrü, ahiretin sonsuzluğu yanında, denize nispetle bir damla kadar bile değildir. Buna rağmen Allahü teâlâ, merhamet ederek, sevdiklerine sonsuz nimetlere kavuşmaları için, dünyada birkaç gün sıkıntı çektiriyor. Akıllı kimse; kendi işinde ve dünyasında hiç üzülmeyen, emellerini kısa tutup, sabaha bile çıkamayacağını düşünen, ibadetine kuvvet verecek ve doğru yolda yürüyecek miktardan fazla geçim derdi olmayandır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Dünya hayatı, ancak oyun ve boş şeyle meşgul olmaktır. Ahiret ve nimetleri daimi olduğundan daha hayırlıdır. Bunların farkını anlamaz mısınız?) [Enam 32]<br />
<br />
(Yanınızdaki dünyalıklar geçici, Allah katındaki hazine ve rahmetler ise daimidir.) [Nahl 96]<br />
<br />
(Dünyayı ahirete tercih edersiniz, Halbuki ahiret hayırlı olup nimetleri daimidir.) [Ala 16, 17]<br />
<br />
<font color="darkred">İbni Mesud hazretleri buyuruyor ki:</font><br />
<br />
Dünyada herkes misafirdir. Yanındaki şeyler emanettir. Misafirin gitmekten, emanetin ise geri alınmaktan başka çaresi yoktur.<br />
<br />
Bu dünya, haramları terk eden için nimet, ibadet eden için ganimet, ibretle bakan için hikmet, manasını anlayan için selamet yeridir.<br />
<br />
<font color="darkred">İlimler doğru yerde kullanılmazsa</font><br />
<br />
İkinci binin müceddidi imam-ı Rabbani hazretleri (kuddise sirruh) buyuruyor ki:<br />
Yavrum! Bu, pek kötü olduğunu anladığın dünya, nedir biliyor musun? Dünya, seni, Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeyler demektir. Kadın, çocuk, mal, rütbe, mevki düşüncesi, Allahü teâlâyı unutturacak kadar aşırı olursa, dünya olur. Çalgılar, oyunlar, (Malayani) ile, yani faydasız, boş şeylerle vakit geçirmek, [kumarlar, kötü arkadaş, kötü filmler, mecmua ve romanlar], hep bunun için dünya demektir. Ahirete faydası olmayan ilimler, dersler de, hep dünyadır. Hesap, hendese [yani matematik ve geometri], astronomi, mantık, eğer Allahü teâlânın gösterdiği yerlerde kullanılmazsa [yani kâfirlerle mücadele ve onlardan üstün olmak için ve insanlara hizmet etmek için kullanılmazsa] bunlarla uğraşmak, boşuna vakit öldürmek olur ve dünya olur. Bu bilgileri bütün derinliği ile, incelikleri ile okumak, yalnız başına işe yarasaydı, eski Yunan felsefecileri [ve son zamanlardaki Avrupa’nın, Amerika’nın fen adamları, mütehassısları] saadet yolunu bulur, ahiretteki ebedi azaptan kurtulurlardı.<br />
<br />
<font color="darkred">Dünyayı ahirete tercih</font><br />
<br />
Akıllı, ahiretin sonsuz kazancını dünyanın geçici kârı ile değiştirmez. Bütün iyiliklerin, dinin emirlerine uymak ve yerine getirmekte olduğunu bilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Ahiret, dünyaya tercih edilince, La ilahe illallah sözü, Allahü teâlânın gazabından korur. Dünya kârını, ahirete tercih eden, La ilahe illallah dediği zaman, Allahü teâlâ, &quot;Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin&quot; buyurur.) [Beyheki]<br />
<br />
İlmi, mala ve mevkiye alet etmek uygun değildir. İlim bunu yasakladığı halde, bildiği halde ilme uymamak büyük vebaldir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Din bilgilerini dünya menfaati için öğrenenlere, ilmini paraya değişenlere kıyamette ateşten gömlek giydirilir.) [Deylemi]<br />
<br />
Allahü teâlânın kıymet verdiği ve her şeyin en şereflisi olan ilmi, mal, mevki kapmaya ve başa geçmeye vesile edenlere, bu ilim elbette zararlı olur. Halbuki, dünyaya düşkün olmak, Allahü teâlânın hiç sevmediği bir şeydir. O halde, Allahü teâlânın kıymet verdiği ilmi Onun sevmediği yolda harcetmek, çok çirkin bir iştir. Onun kıymet verdiğini kötülemek demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Âlimlerin en kötüsü, insanların en kötüsüdür.) [Bezzar]<br />
<br />
<div align="center"><img src="https://i.pinimg.com/1200x/39/4a/5f/394a5fc041e528043162216f00d612b2.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div><br />
<font color="darkred">Dünya haramlar demektir</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Din kitaplarında dünya hep kötüleniyor. Dünya olmazsa âhirete nasıl hazırlanacağız? (Ed-dünya cîfetün, tâlibühâ kilâbün) yani (Dünya leştir, talipleri de köpeklerdir) buyuruluyor. Dünya niye leştir? Dünyaya köpekler mi talip olur?</font><br />
<br />
Leş olan haramlardır. Leşe üşüşenlere de köpek denmiştir. Dinimiz dünyayı kötülemiyor. Dünya sevgisini, haramları kötülüyor. Dünya, âhireti kazanma yeridir. Kazanç yeri kötülenir mi hiç? Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Dünya âhiretin tarlasıdır.) [Deylemi]<br />
<br />
<font color="DarkRed">İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki</font>:<br />
<br />
Dünya, seni Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeyler, demektir. Kadın, çocuk, mal, rütbe, mevki düşüncesi Allahü teâlâyı unutturacak kadar aşırı olursa, dünya olur. Çalgılar, oyunlar, faydasız, boş şeylerle vakit geçirmek [kumar, kötü arkadaş, kötü filmler, mecmua ve romanlar] bunun için dünya demektir. Din ile dünyayı birlikte kazanmak imkânsızdır. Âhireti kazanmak isteyenin, bahsedilen dünyadan vazgeçmesi gerekir. Bu dünya âhiretin tarlasıdır. Burada tohum ekmeyip, yaratılışta bulunan, toprak gibi yetiştirici kuvvetini işletmeyenlere, bundan faydalanmayanlara ve amel, ibadet tohumlarını elden kaçıranlara yazıklar olsun! (1/73, 1/23)<br />
<br />
<font color="darkred">Ölümden önceki her şey dünyadır</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">İnsan, çeşitli şeylere muhtaçtır, bunları elde etmek için çalışmaktadır ve bunu da herkes bilmekte, yapmaktadır. Din kitaplarında da dünyalık olanlar kötülenmiştir. O zaman insan, muhtaç olduğu şeylerden vaz mı geçmelidir?</font><br />
<br />
<font color="DarkRed">Konu ile alakalı olarak Ma'rifetnâme kitabında deniyor ki:</font><br />
<br />
“Ölümden önce olan her şeye dünya denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyadan sayılmaz, ahiretten sayılırlar. Çünkü dünya, ahiret için tarladır. Ahirete yaramayan dünyalıklar, zararlıdır. Haramlar, günahlar ve mubahların fazlası böyledir. Dünyada olanlar İslâmiyete uygun kullanılırsa, ahirete faydalı olurlar. Hem dünya lezzetine, hem de ahiret nimetlerine kavuşulur. Mal iyi de değildir, kötü de değildir. İyilik, kötülük, onu kullanandadır. O hâlde, kötü olan dünya, Allahü teâlânın razı olmadığı, ahireti yıkıcı yerlerde kullanılan şeyler demektir. Kendini ve Rabbini unutup, lezzetlerine, şehvetlerine düşkün olanlar, yolda hayvanının süsü ile, palanı ile, otu ile uğraşıp, arkadaşlarından geri kalan yolcuya benzer. Çölde yalnız kalıp, helak olur. İnsan da, ne için yaratılmış olduğunu unutup, dünya ziynetlerine aldanır, ahiret hazırlığı yapmazsa, ebedi felakete sürüklenir. Dünya sevgisi ahirete hazırlanmaya mani olur. Çünkü, kalp onu düşünmekle, Allahı unutur. Beden, onu elde etmeye uğraşarak ibadet yapamaz olur. Dünya ile ahiret, doğu ile batı gibidir ki, birine yaklaşan, ötekinden uzak olur. Bir kimse, ibadetini yapmaz ve geçiminde, kazancında Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını gözetmezse, dünyaya düşkün olmuş olur. Allahü teâlâ herkesin kalbini bundan soğutur. Bunu kimse sevmez.”<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Din kitaplarında dünya kötülenmektedir. Kötülenen dünyadan maksat, bu içinde yaşadığımız dünya mıdır yoksa başka bir şey midir?</font><br />
<br />
Dünya, ednâ kelimesinin müennesidir. Yani, ism-i tafdîldir. Mastarı, dünüv veya denâettir. Birinci mastardan gelince, çok yakın demektir.<br />
(Biz en yakın olan göğü, çırağlarla süsledik) âyet-i kerimesindeki dünya kelimesi böyledir. Bazı yerde de, ikinci mana ile kullanılmıştır. Mesela;<br />
<br />
(Deni, alçak şeyler melundur) hadîs-i şerifinde böyledir. Yani (Dünya melundur) demektir. Alçak şeyler, cenab-ı Hakkın yasak ettiği şeylerdir ki bunlar haramlar ve mekruhlardır. Şu hâlde, Kur’ân-ı kerimde, kötü denilen dünya, haramlar ve mekruhlardır. Mal kötülenmemiştir. Çünkü, cenab-ı Hak mala hayır adını vermektedir. Bunu ispat eden vesika, bütün mahlukların ve insanlığın üstünlükte ikincisi olan İbrahim aleyhisselamın malıdır. Yalnız yarım milyonu sığır olmak üzere, davarları, ova ve vadileri dolduruyordu. Görülüyor ki, İslâmiyet dünya malını kötülememektedir. İbrahim aleyhisselamın bu kadar zengin olması, bu sözü ispat etmektedir.</b></b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63777-dunya-nedir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>01 Mayıs 2026 - Cuma Hutbesi</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63775-01-mayis-2026-cuma-hutbesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 May 2026 09:45:33 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[**Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 01 Mayıs 2026 tarihli ve "Alın Teri Mukaddestir" konulu Cuma hutbesi yayınlandı. 
 
Resim:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><div align="center"><b><font color="DarkGreen">Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 01 Mayıs 2026 tarihli ve &quot;Alın Teri Mukaddestir&quot; konulu Cuma hutbesi yayınlandı.</font><br />
<br />
<img src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/yavuz-sultan-selim-cami-33.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<font color="Red">ALIN TERİ MUKADDESTİR</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Muhterem Müslümanlar!</font><br />
<br />
İslam; kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren hayat dinidir. Dinimiz, bütün insanlığı; iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini kuşanmaya davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bizleri çalışmaya şöyle teşvik etmektedir: <font color="Navy">“Sizden birinizin, urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler istemesinden daha hayırlıdır.”</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Aziz Müminler!</font><br />
<br />
Bugün, dini ve insani değerlerin çalışma hayatının dışına itilmeye çalışıldığına şahitlik ediyoruz. Üzülerek ifade edelim ki, biz Müslümanlar da bu yanlış gidişattan nasibimizi almaktayız. Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da bir hedef olmamalıdır. Bilakis, Allah’ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır. Bu nedenledir ki, biz Müslümanlar; ticaretimizde, alış-verişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri usta-çırak eğitimi çerçevesinde nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemek durumundayız.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim!</font><br />
<br />
İşyerini sadece bir geçim kapısı değil, karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer ‘emniyet yurdu’ haline getirmek, herkesin ortak görevidir. Bununla birlikte işçi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <font color="Navy">“Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur”</font> nasihatine kulak vermeli; işini, sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin kendisine bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmeli; evine, alın teriyle elde ettiği helal lokmayı götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise; Allah Resûlü (s.a.s)’in, <font color="navy">“Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin”</font> emri gereğince, işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeye çalışmalı, onun sosyal haklarını gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Bu amaçla yapılacak her çalışmanın; sadece bir insanın değil, ailenin ve toplumun geleceğini korumak olduğunu unutmamalıdır.<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Değerli Müminler!</font><br />
<br />
İşveren ya da işçi olmanın, insani açıdan hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında insanların en faziletlisi; imanla nasiplenen, ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva elbisesine bürünendir. İnsanların en faziletlisi; hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı bütün menfaatlerin üstünde görendir.<br />
<br />
Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: <font color="Red">“Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap...”</font></b><br />
<br />
Kaynak:  DiyanetHaber</div></b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63775-01-mayis-2026-cuma-hutbesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>24 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63603-24-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 05:15:12 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[**Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 24 Nisan 2026 tarihli ve "Merhamet Eğitimi" konulu Cuma hutbesi yayınlandı. 
 
Resim:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><b><div align="center"><font color="DarkGreen">Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 24 Nisan 2026 tarihli ve &quot;Merhamet Eğitimi&quot; konulu Cuma hutbesi yayınlandı.</font><br />
<br />
<img src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/yavuz-sultan-selim-cami-33.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<font color="DarkRed">MERHAMET EĞİTİMİ</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Muhterem Müslümanlar!</font><br />
<br />
Yüce dinimiz İslam’ın üzerinde hassasiyetle durduğu hususlardan biri de eğitimdir. Medeniyetimizde eğitim; ilimle hikmetin, bilgiyle ahlakın bir arada bulunduğu hakikat arayışı olarak görülür. İnsanı, Allah’a yaklaştıran; sevgi, saygı ve şefkat gibi faziletlerle buluşturan eğitim anlayışı benimsenir. Dünyalık başarının yanında, kişinin; Rabbine, ailesine ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirdiği eğitim bilincinin oluşması hedeflenir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <font color="Blue">“Allah’ım! Öğrettiklerinle beni faydalandır. Fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır”</font> duası bu duruma en güzel örnektir.<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Aziz Müminler!</font><br />
<br />
Eğitim, ömür boyu devam eden bir süreçtir. Çünkü insan; eğitimle şekillenir. Eşyanın hikmetini ve yaratılışın gayesini eğitimle kavrayabilir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan eğitimle ayırabilir. Dinin, canın, malın, neslin ve aklın korunduğu erdemli bir toplum eğitimle inşa edilebilir. Adalet ve merhametin hâkim olduğu bir medeniyet ancak eğitimle kurulabilir.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Kıymetli Müslümanlar!</font><br />
<br />
Bugün, bütün dünya, insanı insan yapan değerlerin zaafa uğradığı bir dönemden geçmektedir. Bundan kurtuluş, insanın; özüne dönmesi, vahyin yol göstericiliği, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını örnek almasıyla mümkündür. Toplum olarak bizler de milli ve manevi değerlerimizle hemhal olmuş bir eğitim anlayışıyla, sıkıntılarımıza çare bulabilir, birbirimize umut olabilir, geleceğe daha güvenle bakabiliriz. Zira bizler; Cenâb-ı Hakk’ın, <font color="Red">“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et”</font> ayet-i kerimesini kendisine şiar edinen bir medeniyetin mensuplarıyız. Muallim olarak gönderilen, sünnet-i seniyyesi ve merhamet eğitimiyle sadece içinde yaşadığı topluma değil bütün insanlığa rehberlik eden Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in ümmetiyiz. <font color="Blue">“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır”</font> hadis-i şerifi gereğince iyiliğin yeryüzündeki temsilcileri olma sorumluluğunu omuzlarında taşıyan şanlı bir ecdadın torunlarıyız.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Değerli Müslümanlar!</font><br />
<br />
Bugün her birimize düşen görev; bizi biz yapan, bizi ayakta tutan değerlerimize sımsıkı sarılmaktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi her türlü batıl ideolojiden, sapkın akımdan, zararlı alışkanlıktan korumaya var gücümüzle gayret göstermektir. Onların zihinlerine ilmi, kalplerine imanı, hayatlarına ibadet ve ahlakı nakşetmeye daha fazla ehemmiyet vermektir.<br />
<br />
Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duası ile bitiriyoruz: <font color="Indigo">“Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.”</font></div></b><br />
<br />
Kaynak:  Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü/DiyanetHaber.com.tr</b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63603-24-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>17 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63196-17-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 06:03:08 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[**Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 17 Nisan 2026 tarihli ve "Birbirimize Kenetlenelim Sorumluluklarımızı İdrak Edelim" konulu Cuma hutbesi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><b><div align="center"><font color="DarkGreen">Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 17 Nisan 2026 tarihli ve &quot;Birbirimize Kenetlenelim Sorumluluklarımızı İdrak Edelim&quot; konulu Cuma hutbesi yayınlandı.</font><br />
<br />
<img src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/afsar-cami-5.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<font color="DarkRed">BİRBİRİMİZE KENETLENELİM, SORUMLULUKLARIMIZI İDRAK EDELİM</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Muhterem Müslümanlar!</font><br />
<br />
Hafta içinde yüreklerimizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden, elem verici hadiseler yaşadık. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok canımız da yaralandı. Yüce Rabbimizden; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenâb-ı Hak, anne-babalarına ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Aziz Müminler!</font><br />
<br />
Bugünler, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,<font color="Red"> “Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir”</font> buyurduğu üzere, milletçe kenetlenme, acıları ve hüzünleri paylaşma, barış ve huzur iklimini muhafaza etme günleridir. Yüce Rabbimizin merhametine, devletimizin basiretine, milletimizin sağduyusuna güvenme günleridir.<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Kıymetli Müslümanlar!</font><br />
<br />
Acımız çok büyük. Ancak, dün olduğu gibi bugün de millet olarak el ele, gönül gönüle verip bütün sıkıntılarımızın üstesinden gelebilir, dertlerimize derman olabiliriz. Yeter ki, kötülüğün içimizi karartmasına, birbirimize olan güvenimizi sarsmasına fırsat vermeyelim. Evlatlarımızın; vatan ve mukaddesatına bağlı, imanlı ve ahlaklı bir insan olarak yetişmeleri için daha fazla gayret gösterelim.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Değerli Müminler!</font><br />
<br />
Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır. Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim anlayışı, olumsuz iletişim dili evlatlarımızın ruh ve gönül dünyalarını bulandırmaktadır. Hayatın pek çok alanına etki eden bu problemler, yavrularımızı değerlerimize yabancılaştırmakta, onların tertemiz zihinlerini kirletmekte ve kalplerini karartmaktadır. Dolayısıyla; anne ve babalar, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hukukçular, medya mensupları, sanatçılar, yapımcılar, akademisyenler, hocalar, öğretmenler, hâsılı millet olarak hepimiz, her zamankinden daha fazla sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Yüce Rabbimizin tertemiz fıtratla yarattığı ve bizlere emanet ettiği çocuklarımızın ellerinden tutalım, sığınabilecekleri ilk limanın aileleri olduğunu onlara hissettirelim. Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiklerine, dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiklerine dikkat edelim. Yavrularımızı; batıl akımların, şiddet içerikli oyunların insafına bırakmayalım.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Aziz Müslümanlar!</font><br />
<br />
Yüce Rabbimizden; başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere her birimiz için dünya ve ahiret huzuru niyaz ediyoruz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: <font color="Red">“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”</font></div></b><br />
<br />
Kaynak: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü/DiyanetHaber</b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63196-17-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Aile Çocuk Eğitimi</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63149-aile-cocuk-egitimi.html</link>
			<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 00:06:46 GMT</pubDate>
			<description>---Alıntı--- 
 Hiçbir anne-baba; evladına, iyi bir terbiyeden ve iyi bir ahlaktan daha değerli bir miras bırakamaz.. 
Bu nedenle anne-baba, kur’an-ı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div style="margin:20px; margin-top:5px; ">
	<div class="smallfont" style="margin-bottom:2px">Alıntı:</div>
	<table cellpadding="6" cellspacing="0" border="0" width="100%">
	<tr>
		<td class="alt2">
			<hr />
			
				 Hiçbir anne-baba; evladına, iyi bir terbiyeden ve iyi bir ahlaktan daha değerli bir miras bırakamaz..<br />
Bu nedenle anne-baba, kur’an-ı kerim ve hadisler ışığında çocuk terbiyesinin nasıl olması gerektiğini öğrenmekle mükelleftir.
			
			<hr />
		</td>
	</tr>
	</table>
</div><div style="margin:20px; margin-top:5px; ">
	<div class="smallfont" style="margin-bottom:2px">Alıntı:</div>
	<table cellpadding="6" cellspacing="0" border="0" width="100%">
	<tr>
		<td class="alt2">
			<hr />
			
				Anne-babalar evlâtlarına güzel bir şahsiyet, büyük bir karakter bırakmalıdır. Anne-babalar örnektir. <br />
Hattâ bir misal verirler:<br />
<br />
Mâlum, denizde yaşayan yengeçler vardır, yamuk yamuk yürürler. Yengeç demiş ki yavrusuna:<br />
<br />
“â€’doğru yürü, yamuk yürüme!” demiş. O da demiş ki:<br />
<br />
“â€’anne demiş, sen doğru yürü ki ben de arkandan doğru yürüyeyim.”
			
			<hr />
		</td>
	</tr>
	</table>
</div><div style="margin:20px; margin-top:5px; ">
	<div class="smallfont" style="margin-bottom:2px">Alıntı:</div>
	<table cellpadding="6" cellspacing="0" border="0" width="100%">
	<tr>
		<td class="alt2">
			<hr />
			
				Yaş Dönemlerine Göre Terbiye<br />
1. Doğum ve Bebeklik: Kulağına ezan okunması, güzel bir isim konulması ve helal sütle beslenmesi önemlidir.<br />
2. Çocukluk Dönemi (7-10 Yaş): Namaz kılmaya alıştırılması, temel dini bilgilerin (Allah inancı, Kur'an) öğretilmesi ve doğru-yanlış kavramlarının kazandırılması dönemi.<br />
3. Ergenlik ve Sonrası: Birey olarak kabul edilip istişare edilmesi, mahremiyet ve sorumluluk bilincinin tam yerleştirilmesi
			
			<hr />
		</td>
	</tr>
	</table>
</div>[/B]</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>MySouL</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/63149-aile-cocuk-egitimi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>10 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/62939-10-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 05:29:35 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[**Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 10 Nisan 2026 tarihli ve "İslam" konulu Cuma hutbesi yayınlandı. 
 
Resim:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><b><div align="center"><font color="DarkGreen">Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 10 Nisan 2026 tarihli ve &quot;İslam&quot; konulu Cuma hutbesi yayınlandı.</font><br />
<br />
<img src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/mecidiye-cami-11.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<font color="darkgreen">Muhterem Müslümanlar!</font><br />
<br />
Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. <font color="red">“Allah katında yegâne din İslam’dır”</font> fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için, İslam’ı seçmiştir.<br />
<br />
İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındıran, beşeriyete kurtuluşu gösteren bir dindir. Dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın yollarını öğreten bir dindir.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Aziz Müminler!</font><br />
<br />
İslam’ın özü tevhittir. Tevhid, azamet ve yüceliğin sadece Allah’a ait olduğunun ilanı ve ikrarıdır. Varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allah’tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir. Cenâb-ı Hak, <font color="Red">“Allah, sizin Rabbinizdir. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur”</font>buyurmaktadır.<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Değerli Müslümanlar!</font><br />
<br />
İslam’ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir. Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir olan müminlerin; her hâl ve durumda birbirlerine kenetlenmeleri, el birliğiyle zulme ve zalime geçit vermemeleridir. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeleri; ayrışmanın ve bölünmenin değil, birleşmenin ve bütünleşmenin vesilesi kılmalarıdır. Bu hususta Yüce Rabbimizin beyanı gayet açıktır: <font color="Red">“Doğrusu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin.'</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Kıymetli Müminler!</font><br />
<br />
Bugün, insanlığı; içine düştüğü buhranlardan çıkaracak olan, İslam’ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan, Allah Resûlü (s.a.s)’in güzel ahlakıdır.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Aziz Müslümanlar!</font><br />
<br />
İslam’ın sahibi Allah’tır. Onu gönderen de kıyamete kadar koruyacak olan da O’dur.[4] Bu dinin kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberi ise, İslam’ı en güzel şekilde yaşayarak öğreten Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. Dolayısıyla hiçbir kimse ya da grup, İslam’ı kendi tekelinde göremez. İslam’ın en temel vasfı olan tevhidi savunma bahanesiyle fitne ve fesat çıkaramaz, ümmetin vahdetine, vatanımızın dirlik ve birliğine zarar veremez. İslam’ın; dar kalıplara hapsedilemeyecek, bir coğrafyanın sınırına sığmayacak kadar yüce bir din olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Cenâb-ı Hak, bizleri vahdetten, birlik, beraberlik ve kardeşlikten ayırmasın. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <font color="Red">“Allah’ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”</font><br />
<br />
</div></b><br />
<br />
Kaynak: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü/Diyanethaber.com</b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/62939-10-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>03 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi</title>
			<link>https://www.trendforum.net/islam-ve-din/62536-03-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 05:07:49 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[**Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 3 Nisan 2026 tarihli ve "Cuma ve Ümmet Bilinci" konulu Cuma hutbesi yayınlandı. 
 
Resim:...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Times New Roman"><font color="Black"><b><b><div align="center">Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 3 Nisan 2026 tarihli ve <font color="DarkRed">&quot;Cuma ve Ümmet Bilinci&quot; </font>konulu Cuma hutbesi yayınlandı.<br />
<br />
<img src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/hurrem-sultan-cami-minber-11.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /><br />
<br />
<br />
&#1610;&#1614;&#1619;&#1575; &#1575;&#1614;&#1610;&#1617;&#1615;&#1607;&#1614;&#1575; &#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1770;&#1610;&#1606;&#1614; &#1575;&#1648;&#1605;&#1614;&#1606;&#1615;&#1619;&#1608;&#1575; &#1575;&#1616;&#1584;&#1614;&#1575; &#1606;&#1615;&#1608;&#1583;&#1616;&#1610;&#1614; &#1604;&#1616;&#1604;&#1589;&#1617;&#1614;&#1604;&#1648;&#1608;&#1577;&#1616; &#1605;&#1616;&#1606;&#1618; &#1610;&#1614;&#1608;&#1618;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1580;&#1615;&#1605;&#1615;&#1593;&#1614;&#1577;&#1616; &#1601;&#1614;&#1575;&#1587;&#1618;&#1593;&#1614;&#1608;&#1618;&#1575; &#1575;&#1616;&#1604;&#1648;&#1609; &#1584;&#1616;&#1603;&#1618;&#1585;&#1616; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1616; &#1608;&#1614;&#1584;&#1614;&#1585;&#1615;&#1608;&#1575; &#1575;&#1604;&#1618;&#1576;&#1614;&#1610;&#1618;&#1593;&#1614;&#1756; &#1584;&#1648;&#1604;&#1616;&#1603;&#1615;&#1605;&#1618; &#1582;&#1614;&#1610;&#1618;&#1585;&#1612; &#1604;&#1614;&#1603;&#1615;&#1605;&#1618; &#1575;&#1616;&#1606;&#1618; &#1603;&#1615;&#1606;&#1618;&#1578;&#1615;&#1605;&#1618; &#1578;&#1614;&#1593;&#1618;&#1604;&#1614;&#1605;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;.<br />
&#1608;&#1614;&#1602;&#1614;&#1575;&#1604;&#1614; &#1585;&#1614;&#1587;&#1615;&#1608;&#1604;&#1615; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1616; &#1589;&#1614;&#1604;&#1617;&#1614;&#1610; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1615; &#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1607;&#1616; &#1608;&#1614;&#1587;&#1614;&#1604;&#1617;&#1614;&#1605;&#1614;:<br />
&#1582;&#1614;&#1610;&#1618;&#1585;&#1615; &#1610;&#1614;&#1608;&#1618;&#1605;&#1613; &#1591;&#1614;&#1604;&#1614;&#1593;&#1614;&#1578;&#1618; &#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1607;&#1616; &#1575;&#1604;&#1588;&#1617;&#1614;&#1605;&#1618;&#1587;&#1615; &#1610;&#1614;&#1608;&#1618;&#1605;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1580;&#1615;&#1605;&#1615;&#1593;&#1614;&#1577;&#1616;...<br />
<br />
<font color="darkred">CUMA VE ÜMMET BİLİNCİ</font><br />
<br />
<font color="DarkGreen">Muhterem Müslümanlar!</font><br />
<br />
Bugün Cuma… Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <font color="Navy">“Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür...''</font> Bugün, biz müminlerin haftalık buluşma günüdür. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin perçinlendiği müstesna bir zaman dilimidir.<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Aziz Müminler!</font><br />
<br />
Cuma günü yerine getirmemiz gereken sorumlulukların başında Cuma namazını eda etmek gelmektedir. Yüce Rabbimiz, <font color="Red">“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır”</font> buyurmaktadır. Bu çağrı, sadece bedenlerin bir mekânda toplanması için değil; ruhların kaynaşması, kalplerin aynı hakikatle bütünleşmesi içindir. Bu çağrı, omuzların birbirine değdiği gibi gönüllerin de birbirine dokunması içindir. Bu çağrı; dilleri, renkleri, mezhepleri, makamları ve mevkileri farklı olan bütün müminlerin, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine destek olmalarını hatırlatmak içindir.<br />
<br />
<font color="DarkGreen">Değerli Müminler!</font><br />
<br />
Cuma namazına yapılan çağrı, Müslümanlara; ayrılıkları bir kenara bırakıp vahdeti kuşanmayı, tefrikadan uzaklaşıp birbirlerine tutunmayı, yani ümmet olmayı öğretmek içindir. Bu çağrı; sohbet ve hutbeyi, başlarının üzerinde bir kuş varmış da kıpırdayınca uçup gidecekmiş gibi dinleyen<br />
sahâbe-i kirâmın örnek hayatına işaret içindir. Ve bu çağrı; İslam’ın hak ve hakikatlerini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in rahmet yüklü mesajlarını dünyanın her köşesine ulaştırmamız içindir.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Kıymetli Müslümanlar!</font><br />
<br />
Cuma günü Allah’ın divanına durmak için bedenine, elbisesine ve kokusuna özen gösteren müminler; sosyal hayatta da söz ve davranışlarına özen göstermeli, birbirlerine sırt çevirmemelidir. Birbirlerinin dertlerine derman, sıkıntılarına çare olmalı; kısır çekişmelere girmemeli, sığ anlayışlara mahkûm olmamalıdır. Cuma namazını eda etmek üzere cami ve mescitlerde bir araya gelen ve aynı kıbleye yönelen ümmet-i Muhammed; cami dışında da saflarını sık tutmalı, zorluklar karşısında beraberce sabır göstermelidir. Düşmanlarına karşı yekvücut olmalı; camisine, mescidine, kıblesine, yurduna sahip çıkmalıdır.<br />
<br />
<font color="darkgreen">Aziz Müslümanlar!</font><br />
<br />
Savaşların ve acıların yaşandığı, insanlığın barışa hasret kaldığı, zalimlerin Mescid-i Aksâ’da secdeyi engellediği şu günlerde bizlere düşen; Cuma ve ümmet bilincini diri tutmaktır. Zihinlerimizi ve gönüllerimizi aynı inançta, aynı duyguda ve aynı idealde buluşturmaktır. Cuma gününü; kardeşlik ahdimizi yenilememize, bir vücudun azaları gibi kenetlenmemize, dirliğimize ve dayanışmamıza vesile kılmaktır. Birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu unutmamaktır.<br />
<br />
Cumamızı tebrik ediyor, hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz: <font color="Navy">“Kim güzelce abdest alıp Cumaya gelir, hutbeyi can kulağıyla dinlerse, o Cuma ile gelecek Cuma arasındaki günahları affolunur...”</font></div></b><br />
<br />
Kaynak : Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü/Diyanet Haber</b></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.trendforum.net/islam-ve-din/">İslam ve Din</category>
			<dc:creator>Aykut</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.trendforum.net/islam-ve-din/62536-03-nisan-2026-cuma-hutbesi.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
