![]() |
|
|
#21 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Fransa’nın 18. YY yazarlarından olan aydınlanma filozofu Denis Diderot, büyük bir borç batağına düşer. Onun bu perişan hali, Rus Çariçesi Katerina’nın kulağına kadar gider.
Çariçe, bu bataklıktan kurtulması için Diderot’ya nazik bir teklif sunar: Diderot’nun kütüphanesini satın alır ve kendisine tekrar hediye eder. Bu kütüphanede çalışması için de Diderot’ya 25 yıllık maaşını peşin öder. Tabii ki bu peşin ödeme, Diderot için hiç beklenmedik bir anda bir servete sahip olma anlamına gelir. Artık Diderot, bütün borçlarından kurtulmuş ve rahatlamıştır. Bir gün bir arkadaşı ona kadife bir sabahlık hediye eder. Ve her ne olursa işte bundan sonra olur. Filozof sabahlığını giyinir. Çalışma masasına kurulur ve iştahla çalışırken birden bu muhteşem sabahlığı ile çalışma masasının birbirine uyuşmadığını düşünür. Kasasındaki yüklü miktar nakdin sarhoşluğuyla derhal çalışma masasını değiştirmek üzere çıkar ve harika bir çalışma masası alır. Artık sabahlık ve çalışma masası uyumludur. Fakat bir de ne görsün? Yerdeki eski halı, ne sabahlığına ne de çalışma masasına yakışıyor. Koşar ve kasasındaki paraya da kendisine de layık bir halı alır. Yine de içini kemiren bir şeyler vardır. Çünkü evin koltukları, dolapları, sandalyeleri, duvar resimleri ve duvar halısı, odanın süslemeleri artık birbiriyle uyumsuz ve hafif kalır. Her şey gözüne batmaya başlamıştır artık… Gel zaman, git zaman Diderot, evin bütün eşyalarını iğneden ipliğe değiştirir. Diderot’un durumu idrak etmesi fazla zaman almaz. Başladığı noktaya dönüşünün hırslarından kaynaklandığının farkına varır. Sonuçta, yazarın bu konu üzerine kaleme aldığı meşhur eseri “Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık” adlı eser ortaya çıkar. Yazar, ardında tarihe geçecek özlü bir söz bırakır. “Eski sabahlığımın efendisi iken yenisinin kölesi oldum.” Diderot bu yazısında tüketim çılgınlığına kendisini kaptırışını anlatır. Onun, tüketim çılgınlığının insanı sürükleyeceği halleri anlatan ve bugünkü anlamına en yakın içeriği ile kavramdan söz eden yazar olması ve sebep-sonuç ilişkisini ortaya koyması bakımından adına atfen “Diderot Etkisi” denilmiş. Diderot etkisi iki kısımlı bir olgudur. Alışveriş alışkanlıklarımızla ilgili iki varsayımı temel alır. Bu fikirler: *Müşteriler tarafından satın alınan eşyalar onların kimliğinin bir parçası olurlar ve birbirlerini tamamlama eğilimindedirler. *Bu kimlikten sapan yeni bir eşyanın alınışı, yeni bir uyumlu bütün oluşturabilmek için bir tüketim sarmalına girilmesine sebep olabilir. Diderot Etkisinin tüketici psikolojisi ve tüketim bağımlılığına dair ortaya çıkardıkları oldukça önemlidir. Bugün hiçbirimiz aldığımız herhangi bir eşyayı belli bir tarz veya konseptin parçası olmadığı sürece kolay kolay giymez veya satın almayız. İşte buna “Diderot Bütünlüğü” denir. Bu bütünlük her alışverişin birbirini tetiklediğini ifade eden mekanizmayı anlatır. “Diderot Efekti”, harcamaların gereksizliğinden ziyade; yeni bir alışverişin, beraberinde bozulan bütünsellik algısı nedeniyle gereksiz harcamalar doğurduğu gerçeğini de ifade eder. Diderot, bu etkiyle bireylerin nasıl bir tüketim uçurumuna sürüklendiğini ifade ederek insanın kendini kontrol ederek yeni bir şeye sahip olmanın anlık ve geçici mutluluğundansa, sahip olduklarımızın değerini bilerek daha kalıcı mutluluklara yönelmemizi de salık verir. Bu etkiye dair değerlendirmelerini dile getirdiği yazısının sonunda şunları söyler: “Örneğimin size bir ders vermesine izin verin. Yoksulluğun özgürlükleri vardır; zenginliğin ise engelleri…
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Amerikalı zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kıyı kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar,
- “Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı ? ” balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler. İşadamı bu kez, niçin daha uzunsüre kalıp daha fazla balık yakalamadığını sorar. balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini söyler. Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar. Balıkçı anlatır..., - “Geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra çocuklarımla oynarım, öğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım. Akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyör.” Amerikalı gerinerek, - “Benim Harvard’dan MBA’m var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha cok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile çalışmalısın. Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede bir balıkçı filosuna sahip olursun. Böylelikle, yakaladığın balığı aracılara değil doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun.” Ve Amerikalı devam eder, - “Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip MexicoCity’ye, daha sonra Los Angeles’e ve ensonunda holdingini genişletebileceğin NewYork’a yerleşirsin.” balıkçı düşünceli vaziyette sorar, - “Peki senyör, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır ?” Amerikali yanıtlar, - “15-20 yıl kadar.” - “Peki bundan sonra senyör?” diye sorar balıkçı. Amerikalı güler, - “Şimdi anlatacağım en iyi tarafi! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın!” - “Milyonlar?” der Meksikalı, - “Eee... sonra senyör ?” Amerikalı, - “Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk için biraz balık tutarsın, çocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur, akşamlarıda arkadaşlarınla şarap içip, gitar çalarsın. Nasıl, mükemmel değil mi?”
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Yaşlı adam kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki köpeği izliyordu. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesinin önünde boğuşup duruyorlardı.
Dedesinin devamlı göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem de niye renklerinin illâ da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtı sıvazladı. ” Onlar ” dedi, ” Benim için iki simgedir evlat” ” Neyin Simgesi ?” diye sordu çocuk. ” İyilikle kötülüğün simgesi . Aynen şu gördüğün köpekler gibi iyilik ve kötülük içimizde devamlı mücadele eder, durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları. ” Çocuk sözün burasında mücadele varsa kazananı da olmalı ” diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara yenisini ekledi. ” Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi? ” Bilge reis derin bir gülümsemeyle baktı torununa; ” hangisi mi evlat ? Ben hangisini daha iyi beslersem O ! ”
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Günlerden birgün havalar son derece soğukmuş.Minik bir serçe kendi kendine ” Burada kalmalıyım, güneye göç etmemeliyim”
demiş. Ama serçe bu soğuk havalara fazla dayanamamış ve birgün gökyüzünde uçarken, kanatları donmuş ve yere düşmüş. O sırada oralarda otlamakta olan bir inek serçenin yanından geçerken üzerine pislemiş. Serçe tam öleceğini düşünürken, taze gübrenin etkisiyle ısınmış ve donarak ölmekten kurtulmuş. Serçe bu işe çok sevinmiş ki şarkı söylemeye başlamış.Ama oralar da gezinen bir kedi, serçenin sesini duyunca yavaşça gelmiş, gübreyi eşelemiş ve serçeyi bulup, midesine indirmiş. Bu öykünün ana fikri; 1.Tepene pisleyen herkes düşmanın olmak zorunda değil, 2.Seni pisliğin içerisinden çıkaran herkes de dostun değil, 3.Eğer pisliğin içinde rahat ve mutluysan, sesini sakın çıkarma.
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Antik zamanlarda yaşamış yaşlı bir adamla, genç bir çocuğun hikayesidir bu :
Yaşlı adamın adı SARTEBUS, genç çoçuğunki ise KIM’di... Kim, yalnız yaşayan, yiyecek ve başını örtecek bir çatıdan çok, bir neden arayan, köyden köye dolaşan bir yetimdi. “Neden” diye merak ederdi ; “Neden herşey bukadar zor ? Biz kendimiz mi zorlaştırıyoruz, yoksa mücadele etmemiz gerektiği için mi?” Bunlar, Kim kadar genç bir çocuk için bilgece düşüncelerdi.. Bir gün, aynı yolda seyahat eden yaşlı bir adamla tanıştı. Yaşlı adam, oldukça ağır görünen, üzeri örtülü, büyük bir sepet taşıyordu. Yol kenarında mola verdiklerinde, yaşlı adam yorgun bir halde sepetini yere koydu. Kim’e, sanki “yaşlı adam varını-yoğunu bu sepette taşıyormuş ”gibi geldi. “Sepetin içinde onu bu kadar ağır yapan ne var?” diye sordu Kim, Sarbetus’a.. - “Onu senin için taşımak beni mutlu edecektir.Ne de olsa sana göre çok genç ve güçlüyüm!”. - O senin, benim yerime taşıyabileceğin birşey değil” diye yanıtladı yaşlı adam. - “Kendim taşımam gereken birşey”. Ve ekledi... “Bir gün, kendi yolunda yürüyeceksin ve benimki kadar ağır bir sepet taşıyacaksın” Günlerce ve kilometrelerce birlikte yürüdüler ve Kim, Sarbetus’a “insanların neden böyle kendi kendilerine eziyet ettikleri” hakkında sorular sordu. Ama ne yanıtlarını öğrenebildi, ne de yaşlı adamın taşıdığı sepetin içindeki ağır yükün ne olduğunu... Sonunda Sartebus, artık daha fazla yürüyemeyeceği ve son kez dinlenmek için uzandığı zaman, sepetin içindeki sırrı söyledi ve neden insanların kendi kendilerine eziyet ettiklerinin yanıtını da verdi : - “Bu sepette” dedi Sartebus, “kendim hakkında inandığım ama gerçek olmayan şeyler var. Onlar, yolculuğum boyunca ağırlık yapan taşlardı.” “Şüphenin her çakıltaşının, tereddütün her kum tanesinin ve yanılgının yol boyunca topladığım her kilometre taşının ağırlığını sırtımda taşıdım. Bunlar olmadan çok ilerilere gidebilirdim. Hayalimde canlandırdığım insan olabilirdim. Ama bunlarla, yolun sonunda,gördüğün gibi başbaşayım..” Ve sepeti kendisine bağlayan ipleri bile çözemeden, yaşlı adam gözlerini kapadı, son uykusuna daldı... Kim, sepeti Sarbetus’un sırtından çözdü ve içini merakla açtı...Sepetin içi boştu!.. Ve o anda sorularının yanıtını anlar gibi oldu :Çoğumuz, sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve kendi oluşturduğumuz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, hayallerimizle birlikte gömülüyoruz.!
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Biliyorsun
Hâlâ birine âşık olabilirim Sana hiç benzemeyen çocuklarım olur Adının hiç anılmadığı bir hayat kurarım Hayalimdeki yüzünü eskitir zaman.. Biliyorsun Herkes bir yolunu bulup tamamlanır aslında Herkes unutur Babanın cüzdanından çaldığın paralar gibidir bazı şeyler Belli oluncaya kadar devam edilir. Biliyorsun Unutabilirim Zaten ben kimleri unuttum Onlardan biri olur, hayatımın en kullanılmayan yerine kaldırılır suretin Tozlanırsın üzerin örtülür... Biliyorsun Seni sevdim Bir gün kör olsaydın da severdim Ellerin olmasaydı mesela Ellerin olmasaydı sen bile kendini sevmezdin oysa Biliyorsun Kimsenin tek bir seçeneği yok bu hayatta Hâlâ seni bana unutturacak insanlar tanıyabilirim Başka bir ses kazınır kulaklarıma Biliyorsun Herkesin kendini kurtaracak bir bahanesi var aslında Oysa, Ölene kadar sevebilirdim seni Eğer biraz yardım etseydin bana.. Nursen Yıldırım
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Bernard Shaw, İngiltere’nin ünlü devlet adamı Churchill’i kendi yazdığı Pgymalion oyununun ilk gecesine davet eder ve davetiyeye şu notu yazar;
‘İlişikte iki kişilik bilet bulacaksınız, bir dostunuzu da getirebilirsiniz; eğer bir dostunuz varsa!’ Churchill, daha önce başka bir yere söz verdiği için oyuna gelemeyeceğini belirterek özür dileyen bir mektup yazar, biletleri iade eder ve bir not ekler; ‘Piyesinizin ikinci gecesine gelebilirim, eğer ikinci gece oynarsa...’ Kendine güven duyan insanın kızgınlığını ifade ediş biçimi böyle oluyor işte. Çünkü söyleyecek sözü var. Bedeniyle dövüşmek yerine beyniyle dövüşüyor. Beyninden geçenleri dile getirebiliyor. Yine Bernard Shaw’dan bir hikaye; “Daily Mail, Observer, The Times ve daha birçok gazetenin, derginin yayımcısı Lord Northclitte bir gün Shaw’a ; - Siz ülkenin başına gelmiş bir felakete benziyorsunuz! demiş. Shaw’dan cevabını almış; - Siz de, o felaketin nedenine benziyorsunuz.
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Eski bir marangoz, çırağıyla birlikte çalışırken ona bir ders vermek ister. Çırak her işte acele eder, hata yapmaktan korkmaz ama işini düzgün bitiremez.
Marangoz, çırakla birlikte bir ağaç kütüğünü oyarken, kütüğün üzerine bir işaret koyar ve der: — Bak evlat, bu kütük eğer aceleyle oyulursa çatlar, kırılır ve işe yaramaz. Ama dikkatlice, sabırla ve özenle oyarsan, hem sağlam olur hem de güzel bir şekil alır. Çırak sorar: — Peki usta, ama kütük kendi kendine çatlamaz mı? Marangoz gülümseyerek cevap verir: — Kendi kendine çatlamaz. Çatlamasına sebep olan, acelemiz ve dikkatsizliğimizdir. Biz ne kadar özen gösterirsek, kütük o kadar değerli olur. Kıssadan hisse: Hayatta çoğu sorun dışarıdan gelmez; onları biz yaratırız. Aceleyle ve dikkatsizce hareket etmek, hem fırsatları hem de değerleri kaybetmemize sebep olur. Sabır ve özen, başarı ve kalıcılığın anahtarıdır.
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
4 Temmuz 1952 günü 34 yaşında bir kadın, Pasifik Okyanusu’na dalarak, Catalina adasından, 21 mil batıda kalan Kaliforniya’ya doğru yüzmeye başladı. Eğer başarılı olursa, bunu yapan ilk kadın olacaktı.
Adı Florance Chadwick olan bu yüzücü, Manş Denizi’ni her iki yönde geçen ilk kadındı. O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis o kadar yoğundu ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu. Milyonlarca insan televizyonlarından onu izliyordu, köpekbalıkları ve dondurucu soğuğun etkisini hiçe sayarak 15 saat yüzdü. Yakındaki bir teknede bulunan annesi ve antrenörü, karaya çok yaklaştığını ve devam etmesini söyledilerse de o, kendisini sudan çıkarmalarını istedi. Azimli yüzücü, Kaliforniya kıyısına yarım mil kala sudan çıkışının nedenini şöyle açıkladı: “Karayı görebilseydim başarabilirdim!” Vazgeçmesinin nedeni ne yorgunluk, ne de soğuktu... Tek neden, sis yüzünden karayı görememekti.
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Çevrimiçi
![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanıt: Kıssalar & Hisseler - Nükleer Anlamlı Hikâyeler 📓💣
Bir zamanlar, Uzak Doğu'da, artık yaşlandığını ve yerine geçecek birini seçmesi gerektiğini düşünen bir imparator varmış. Yardımcılarından ya da çocuklarından birini seçmek yerine; kendi yerine geçecek kişiyi değişik bir yolla seçmeye karar vermiş. Bir gün, ülkesindeki tüm gençleri çağırmış ve:
"Artık tahttan inip yeni bir imparator seçme vakti geldi. Sizlerden birini seçmeye karar verdim." demiş. Gençler şaşırmışlar, ancak o sürdürmüş: "Bugün hepinize birer tohum vereceğim. Bir tek tohum... Ama bu çok özel bir tohum. Evlerinize gidip onu ekmenizi, sulayıp büyütmenizi istiyorum. Tam bir yıl sonra büyüttüğünüz o tohumla buraya geleceksiniz. Sizi, yetiştirdiğiniz o tohuma göre değerlendirip, birinizi imparator seçeceğim. " Saraya çağırılan gençlerin arasında Ling adında biri de varmış. O da diğerleri gibi tohumunu almış. Evine gidip heyecanla olayı annesine anlatmış. Annesi bir saksı ve biraz toprak bulup, onun tohumu ekmesine yardım etmiş. Sonra birlikte dikkatlice sulamışlar. Her gün sulayıp büyümesini bekliyorlarmış. Yeterince zaman geçtikten sonra diğer gençler tohumlarının ne kadar büyüdüğünü anlatırken, Ling hayal kırıklığı içinde, kendi tohumunda hiçbir değişiklik olmadığını görüyormuş. Üç hafta, dört hafta, beş hafta geçmiş. Hâlâ hiçbir gelişme yokmuş. Diğerleri yetişen bitkilerinden söz ederken Ling çok üzülüyormuş. İmparatorun onu beceriksiz sanmasından çok endişeleniyormuş. Arkadaşlarına da hiçbir şey diyemiyor, sabırla bekliyormuş. Sonunda bir yıl bitmiş ve gençlerin yetiştirdikleri bitkileri imparatorun huzuruna götürecekleri gün gelip çatmış. Ling, annesine boş saksıyı götüremeyeceğini söyleyince, annesi ona cesaret verip; saksısını götürüp dürüst bir şekilde olanları imparatora anlatmasını istemiş. Ling, pek istemese de, annesinin sözünü tutmuş ve boş saksıyla saraya gitmiş. Saraya varınca arkadaşlarının yetiştirdiği bitkilerin güzellikleri karşısında şaşırmış.Sonra imparator gelmiş ve tüm gençleri selamlamış. Ling, arkalarda bir yerlere saklanmaya çalışıyormuş. "Ne büyük bitkiler, çiçekler ve ağaçlar yetiştirmişsiniz. Bugün biriniz imparator olacak." Demiş imparator. Aniden arkada elinde boş saksısıyla Ling'i fark etmiş. Hemen muhafızlarına onu öne getirmelerini emretmiş. Ling çok korkmuş. "Sanırım beceriksizliğimden dolayı beni öldürtecek." Ling öne geldiğinde imparator adını sormuş. "Adım Ling." demiş. Diğer gençler gülüşüp onunla alay etmeye başlamışlar. İmparator onları susturmuş. Ling'e ve elindeki saksıya dikkatle bakıp kalabalığa doğru dönmüş. "Yeni imparatorunuzu selamlayın. Adı Ling!" demiş. Ling inanamamış. Çünkü tohumunu yeşertememiş bile, nasıl imparator olurmuş?... İmparator devam etmiş: " Bir yıl önce burada herkese bir tohum verdim. Siz ekip, sulayıp bir yıl sonra getirecektiniz. Ama hepinize kaynamış tohum vermiştim. Asla büyüyemeyecek olan... Ling'in dışında herkes ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdi; çünkü tohumun büyümediğini fark edince hepiniz onu bir başka tohumla değiştirdiniz. Sadece Ling içinde benim verdiğim tohum olan boş saksıyı getirme cesaret ve dürüstlüğünü gösterdi. Beklentisi gerçekleşmeyince umutsuzluğa kapılsa da, dürüstlüğünden vazgeçmedi... Onun için yeni imparatorunuz o olacak !"
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir. Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz. ◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar" ◢ |
|
|
|
![]() |
| İçeriği Sosyalleştir |
| Etiketler |
| , anlamlı, hikayeler, hisseler, kıssalar, nükleer, time traveler, zaman yolcusu |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 3 (0 üye ve 3 konuk) | |
| Seçenekler | |
| Görüntüleme stilleri | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıtlar | Son Mesaj |
| Anlamlı bir hayat mı yaşıyorsunuz yoksa anlamlı bir hayat yaşamaya mı çalışıyorsunuz? | Razor | Trend Sorular | 6 | 06 Mayıs 2025 00:04 |
| Sakıp Sabancı'nın En Anlamlı Ve Tarihe Not Düşen En Anlamlı Ve Etkili 5 Sözü | Asi Ruh | Güzel Sözler | 0 | 31 Mayıs 2023 15:21 |
| Beşiktaş 4'ledi, Hisseler uçtu.. | KoJiRo | Beşiktaş | 0 | 04 Nisan 2023 11:25 |
| Dini Hikayeler | xena | İslam ve Din | 4 | 22 Temmuz 2022 08:22 |
| Hayatla ilgili, kısa, özlü ve anlamlı sözler! Anlamlı sözler 2022 | mamihlapinatapai | Güzel Sözler | 4 | 24 Mayıs 2022 11:49 |
TrendForum.Net genel forum paylaşım sitesidir. Bu nedenle foruma kaydolan tüm gerçek kişiler, kontrole tabi tutulmaksızın içerik paylaşabilmektedir. TrendForum üzerinden paylaşılan mesaj, konu ve görsellerden yana doğabilecek yasal sorumluluklar; paylaşan kullanıcıya aittir, TrendForum.Net yer sağlayıcı olduğu için hiçbir yasal sorumluluk kabul etmez. İllegal herhangi bir faaliyetin saptanması durumunda; İLETİŞİM sayfası üzerinden ulaşıldığı takdirde mesaj, konu ya da görsel; en fazla 48 saat içerisinde silinecek ve bildiriminiz üzerinden tarafınıza dönüş sağlanacaktır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sitemizde telif hakkı bulunan mp3,video v.b. eserlerin paylaşımı yasaktır. Yasal işlem olması halinde paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.
TrendForum.Net, lisanslı vBulletin® kullanmaktadır. Tüm hakları saklıdır. ©2022-2025
Tema Tasarım: Vision / Fibertus.Net