|
Yanıt: 2030 Türkçesi
Bu arada konuya küçük bir eleştirel bakış açısı getireyim. Genel kanının aksine ben 1985 Türkçesini sevdim. Bir parça yalınlaşma duyguyu öldürmüş diyorsanız hadi sizi kırmayayım, 1975 Türkçesi olsun. Öz Türkçe bazı sözcüklerin tam olarak anlamı karşılamadığının bilincindeyim, buna karşı da değilim. Ben de daha vurucu olması adına daha ağdalı anlatımlara varan ifadeleri tercih edebiliyorum keza. Ancak dilimizin İngilizceye yozlaşmasıyla, Arapça-Farsça sözcüklerin etkisinde kaldığı eski dönemleri -ki hâlâ da var bence- pek farklı değerlendirmiyorum.
Mesela bence Türk edebiyatında İslâmiyet öncesi dönemde dil çok yalın ve güzeldi. İslâmiyet sonrası da halk edebiyatında bu yalınlığı görüyoruz. Diyeceğim odur ki doğunun da batının da etkisine fazla girmek, kendi özümüzü ve kültürümüzü her iki tarafa doğru da yozlaştırmak kabul edilebilir değil. Ha; içi boşalan duygu aktarımları, gün geçtikçe hissizleşmek ve maneviyatın yitirilmesi, eski dönemdeki masumiyetin yok olması gibi konulara tabii ki hayıflanarak ve üzülerek katılıyorum.
__________________
- When injustice becomes law, resistance becomes duty.
|