Tekil mesaj gösterimi
Alt 02 Temmuz 2023, 12:51   #1
Çevrimdışı
DeepSilence
Banlı Üye
KÜTAHYA İli Hakkında Herşey




KÜTAHYA İli Hakkında Herşey
Www.TrendForum.Net

KÜTAHYA



Kütahya gelişmekte olan sanayisi, zengin yer altı ve yerüstü kaynakları, üniversitesi, termal kaynakları, el sanatları ve tarihi ile önemli bir turizm potansiyeli oluşturmaktadır. Kütahya’yı gezerken:

Dünyanın İlk Antik Borsasının Çavdarhisar İlçesindeki Aizanoi’de kurulduğunu,
Zeus Tapınakları içinde Dünya’da en sağlam korunagelmiş tapınağın Aizanoi’de olduğunu,
Dünyadaki İlk Toplu İş Sözleşmesi’nin 13 Temmuz 1766’da Kütahya’da imzalandığını,
Avrupa ve Dünyadaki ilk ve tek Çini Müzesinin Kütahya’da olduğunu,
Evliya Çelebi’nin Kütahya’lı olduğunu,
Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi’nin büyükannesi, Hayme Ana’nın türbesinin Domaniç İlçesi Çarşamba Köyü’nde olduğunu,
Kütahya’nın Germiyan Beyliğine 130 yıl başkentlik, Osmanlı Anadolu Beylerbeyliğine 400 yıl merkezlik yaptığını,
Türkiye’nin en önemli porselenlerinin Kütahya olduğunu,
Kütahya’daki termal kaynakların bin bir derde deva olduğunu unutmayınız.

TARİHÇE

Kütahya, M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuş medeniyetlerin ve kültürlerin harman olduğu Kütahya’nın antik çağda ilk ev sahipleri Friglerdir. Kütahya daha sonra Roma, Bizans, Germiyanoğulları , Osmanlı egemenliğine girmiştir.
Kütahya’da egemen olan bütün uygarlıklara ilişkin çok sayıda eser bulunmaktadır. Özellikle Frig Vadisi adı verilen ilin doğusundaki Türkmen Dağı eteklerindeki alan, bu eserler açısından çok zengindir.
Roma döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en önemli eser AIZANOI Antik Kenti’dir.



Aizanoi, Anadolu ’nun en zengin antik kentlerinden birisidir. Dünyanın İlk Borsası Aizonai’de kurulmuştur.
Anadolu’da Türk Hakimiyeti başladığın da Kütahya ve çevresi Germiyanoğulları Beyliğine verilmiştir. Kütahya iki kez Germiyanoğulları Beyliğine başkentlik yapmış ve bu dönemde yapılan pek çok eser günümüze kadar ulaşmıştır. Kütahya ve çevresi Osmanlı Devletine Devlet Hatun’un çeyizi olarak verilmiş ve bu nedenle şehzadeler Şehri olarak anılmıştır.
Kütahya Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Anadolu Beylerbeyliği’ne merkezlik etmiştir. Osmanlı dönemi eserleri korunmuş haldedir.

COĞRAFYA

Kütahya İli özellikle kuzey, batı ve güneyi ormanlar bakımından çok zengindir. Domaniç ve Kütahya Merkez de kızılçam ve karaçam ormanları, İlin iç kesimlerinde mazı meşesi, saçlı meşe ve Lübnan meşesinden oluşan meşe ormanları, Emet ve Tavşanlı da ardıç ve karaçam ormanları, Gediz ve Simav’da kestane, at kestanesi ve kızılçam ormanları yaygındır. Kütahya endemik türler açısından da önemli zenginliklere sahiptir.
Kütahya, av hayvanları bakımından zengin bir bölgede yer almaktadır.İlde Avrupa ve Türkiye’nin en büyük ve nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan toy kuşları koruma altına alınmıştır. Murat dağında da Geyik Koruma ve Üretme İstasyonu oluşturulmuştur.
Kütahya iklimi, Ege, Marmara ve İç Anadolu iklimleri arasında bir “geçiş iklimi” niteliği taşımaktadır. Kütahya, sıcaklık bakımından daha çok İç Anadolu ikliminin, yağış rejimi bakımından ise Marmara ikliminin etkisi altındadır.

İLÇELER

Kütahya İlinin İlçeleri; Altıntaş, Aslanapa, Çavdarhisar, Domaniç, Dumlupınar, Emet, Gediz, Pazarlar, Şaphane, Hisarcık, Simav ve Tavşanlıdır.

Altıntaş

Altıntaş İl Merkezine 34 km. uzaklıkta güneybatı ve doğusunda dağlarla çevrili, Porsuk Çayı ve kollarının suladığı verimli bir ovada kurulan Altıntaş, Frigler zamanda Ağroste ve Zbourcea adıyla anılmaktayken Roma döneminde de Appia merkezli Cerevra antik kentlerine ev sahipliği yapmıştır. Altıntaş yöresinde, katolitik dönem buluntularının yanı sıra Üçhöyük’te ilk Tunç Çağı’na tarihlenen bir yerleşme alanı saptanmaktadır.



Aslanapa


Aslanapa İl merkezine 54 km. uzaklıktaki Aslanapa, çam ve meşe ormanı ile çevrili Muratdağı ve Yellice Dağları ile çevrili verimli Aslanapa Ovasında kurulmuştur. Aslanapa tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte M.Ö.’ye dayanan çeşitli Medeniyetlere ev sahipliği yaptığı, kültür izlerinden tespit edilmektedir.



Çavdarhisar


Kütahya’ya 57 km. uzaklıktadır. Çavdarhisar antik kaynaklarda Aizanoi olarak geçmektedir. Aizanoi şehri civarının M.Ö. 3 bin yıllardan beri yerleşim yeridir.Erken Bizans döneminde Hristiyanlığın yayılmasıyla piskoposluk merkezi haline gelmiştir. İmparator Hadrianus tarafından yaptırılan Zeus Tapınağı bu ilçededir. Bunun yanında tiyatro. Stadyum, sütunlu cadde, kemerli köprüler, mozaik hamam, mezarlıklar, anıtsal kapılar, dünyada ilk sel felaketini önlemek için inşa edildiği anlaşılan baraj duvarı, ilk borsa binası olarak kullanılmış yuvarlak yapı bulunmaktadır.



Domaniç


Domaniç Kütahya’ya 89 km. uzaklıktadır.Merkezde ve köylerde Roma ve Bizans dönemlerinin özelliklerini taşıyan dua ve mezar taşlarına rastlanmaktadır. Ayrıca, Mızık Çamı ve Devlet Ananın (Hayme Hatun) türbesi bu ilçededir. Domaniç’in doğal güzellikleri: Ebem Çamlığı, Ilıcaksu, Sarıkız, Karagöl Yaylası, Acı- su, Kızınsarayı, Durabey Mağarası, Karaerik Deresi, Kocayayla, Alibey Çeşmesi, Pazar Alanıdır.



Dumlupınar


Kütahya’ya 82 km. uzaklıktadır.Ulusal Kurtuluş Savaşı’ndaki Meydan Muharebesinde, Mustafa Kemal Paşanın karargah yerinin anıt evi, cephede ve cephe gerisinde şehitlerimizin anısına dokuz adet anıt ve şehitlik vardır.



Gazi Emet


Emet, Kütahya’ya 100 km. uzaklıktadır.Şifalı su kaynakları bol olan bu bölge “Termal Turizm Bölgesi” olarak ilan edilmiştir. Eğrigöz kalesi ve doğal mağaraların içerisindeki sarkıt ve dikitler turistlerin ilgi odağıdır. Gencel, Tahtalı, Tetik, Kirazlı, Karataş, Kayı Göleti görülmeye değer yerlerdir.

Gediz

Gediz Gediz, Kütahya’ya 90 km. uzaklıktadır. Orman içinde yayla özelliği taşıyan Murat dağı dinlenme yeri olduğu kadar kaplıca özelliği de vardır.



Hisarcık

Hisarcık İl Merkezine 111 km. uzaklıktadır.İlçeye bağlı Hamamköy de Kaplıca ve Yukarı Yoncaağaç Köyünde Ilıca bulunmaktadır. Bu şifalı sular bir çok hastalığa şifa vermektedir.



Pazarlar


Pazarlar Kütahya İl Merkezine 134 km. mesafededir. İlçe doğal güzellikler bakımından oldukça zengindir. Göleti, Sarıyayla ve Akkaya mevkii dinlenmek için oldukça güzel bir manzara oluşturmaktadır.



Simav


Simav Simav, Kütahya İl merkezine 135 km. uzaklıktadır. Simav denilince doğal güzellik olarak Gölcük yaylası, Nadarçam, Gebeoluk, Hisar (Asar), Karşıyaka, Çeyrekçi akla gelir. Simav kaplıca suyu ve jeotermal yönden oldukça zengin bir yerdir.



Şaphane


Şaphane İl Merkezine 125 km. uzaklıkta, doğuda Gediz, batıda Simav arasında yükselen Şaphane Dağının güney eteklerinde kurulan ilçe tarih sahnesinde sırasıyla Friglerin, İskender İmparatorluğunun, Bizanslıların ellerinde bulunmuştur. 1234 yılında Konya Selçuklu topraklarına katılmıştır. 13.yy.da Selçuklu İmparatorluğunun yıkılması ile Germiyan Beyliğine geçmiştir. Bu bölgede Kütahya ve İlçeleri ile birlikte Osmanlılara çeyiz olarak verilmiştir. 1402 Ankara Savaşı sonrası Germiyanoğullarına verildiyse de 1425 yılında tekrar Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmıştır.



Tavşanlı


Kütahya’ya 47 km. uzaklıktadır.Tavşanlı’ya 6 km. uzaklıkta Göbel Kaplıcaları suları romatizma, siyatik, cilt hastalıkları, yaraların tedavisi, mide ve bağırsak ülseri, adale ve kemik rahatsızlıkları ve havasındaki bol oksijen bolluğu nedeni ile astım rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Tavşanlı ilçesinde bulunan Zeytinoğlu Kütüphanesi eşsiz el yazması kitaplara sahiptir.



TURİZM

Aizanoi Antik Kenti

Kütahya’ya 57 km. uzaklıktaki Çavdarhisar İlçesindedir. Aizanoi’nin ismi Zeus’un Su Perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın birleşmesinden meydana gelen Frigyalıların öncülü Azan isimli mitoloji kahramanından kaynaklanmaktadır. Aizanoi antik kenti Frigya’ya bağlı yaşayan Aizanitislerin ana yerleşmeleriydi.



Zeus Tapınağının çevresinde yapılan kazılarda M.Ö. 3000 yıllarına ait yerleşme tabakaları çıkmıştır. Ancak kesin kentleşme bulgularına 1. yy’ın sonlarına doğru rastlanılmaktadır. Helenistik dönemde bu bölge dönüşümlü olarak Bergama ve Bithinya’ya bağlı iken M.Ö. 133’de Roma egemenliğine girmiştir.



Roma İmparatorluğu döneminde, tahıl, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiştir. En parlak dönemini M.S. 2.yyDa yaşar. Erken Bizans döneminde (M.S.395) Piskoposluk merkezi iken 7.yy’dan itibaren önemini yitirmiştir. Selçuklu döneminde Çavdar Tatarları tarafından üs olarak kullanılmış (13.yy), bu yüzden Çavdarhisar adını almıştır.
Tapınağın olduğu yer şehrin ana kutsal alanı ve Dünyadaki Tanrı Zeus adına yapılmış tapınakların en sağlamıdır. Tapınak avlusunun hemen altında yapılmış Erken Bronz Çağı 2’ye (M.Ö.2800-2500) tarihlenen keramik parçaları ele geçmiştir. Tapınağın İmparator Hadriyan döneminde yapıldığı duvardaki kitabeden anlaşılmaktadır. Tapınak 53 x 35 m. ölçülerindeki podyum üzerine yapılmış olup, kısan yanların her birinde 8, uzun yanlarında 15’er İon Sütunu vardır. 1992 yılında başlanan kazılarda M.S. 400 yıllarına tarihlenen bir cadde ortaya çıkarılmış ve parçaları bulunduğu için ayağa kaldırılmıştır. Yapımı için Artemis Tapınağının malzemeleri de kullanılmıştır. Sütunlu Cadde 6.yy’a kadar varlığını korumuş 6 yy. ortalarında büyük bir deprem sonucu yıkılmıştır. Bu hamamın tabanında Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik süsleme vardır. M.S. 5’yy’da bu hamam erken Hıristiyan cemaatinin Piskoposluk merkezi olmuştur.



Aizanoi’deki Stadion ve Tiyatro kombinasyonunun dünyada bir benzeri yoktur. M.S. 2.yy’ın ortalarında başlanıp, aralıklarla M.S. 3.yy’ın ortalarına kadar yapımı sürmüştür. Burada at yarışları, atletizm, güreş vb. sporlar yapılmıştır. Stadion’un tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla ayrılır. Tiyatronun sahne kısmı zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler depremler nedeniyle oturma basamaklarının ortasına yıkılmış ve öylece kalmıştır. Aizanoi’de M.S. 2.yy’ın 2. yarısında gıda pazarı olarak kullanılmış bir yuvarlak yapı vardır. Yuvarlak yapının duvarlarına İmparator Diocletianus’un 301 yılında enflasyonla mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin bir kopyası kazınmıştır. Bu yazıtta İmparatorluk pazarlarında satılan bütün malların satış ücretleri yer alıyordu. Buna göre kuvvetli bir köle 2 eşeğin ücretine (yani 30.000 dinara), bir at ise 3 köle ücretine eşitti. Şehir, Penkalas denilen Koca Çayın her iki yakasına kurulmuş olup antik dönemde ulaşım 5 köprü ile sağlanmıştır. Bu köprülerden 2’si bugün de kullanılmaktadır. 5 kemerli ana köprünün üzerindeki yazıttan açılışın M.S. 157 yılının Eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Frig Vadisi

Kütahya İl Merkezine 7 km. uzaklıktaki Yeni Bosna Köyü’nden başlayıp Kütahya’ya 54 km. uzaklıktaki Ovacık Köyü’ne kadar, İlin doğusu boyunca uzanan alana Frig Vadisi denilmektedir.
Bölge; Sabuncupınar, Söğüt, İnli, Sökmen, Fındık ve İncik Mağaralarının bulunduğu kuzey bölümü ile daha güneydeki Ovacık Köyü, İnlice Mahallesi ve çevresinden oluşur.



Kütahya’nın doğusunda eski bir yanardağ olan Türkmendağı’nın tüfleriyle örtülü olan Frig Yaylaları M.Ö. 900-600 yılları arasında Frigler, daha sonra Roma ve Bizanslılar tarafından iskan edilmiştir. Volkan tüfünün kolay işlenebilir bir kayaç olması, bölgenin en eski halklarından biri olan Friglerin bunları oyma ve yontma yoluyla çeşitli amaçlarla kullanmalarını sağlamıştır.
Friglerin ana tanrıçası Kybele’ye adanmış açık hava tapınakları, sunakları ve kaya mezarları ile savunma barınma amaçlı mağaralar en çok göze çarpan eserler arasındadır. Bizans döneminde ise bunlara ilaveten kilise ve şapeller de oyulmuştur. Bölge doğal kaya yapısı ve çam ormanlarıyla ilgi çekici bir merkezdir.

Kütahya Kalesi

Antik çağlardan günümüze kadar yerleşimin olduğu Hisar Tepesindedir. Evliya Çelebi’ye göre 70 burca sahip olan Kütahya Kalesi üç bölümden oluşur. Bunlar Kale-i Bala, Kale-i Sagir ve dış surlardır. Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı izleri görülen kalede herhangi bir döneme ait kitabe yoktur. Fakat yapılan incelemeler sonucunda 8.yy Bizans, 12.yy Bizans, 13/14.yy Türk dönemlerine ait inşaat özelliklerine rastlanmıştır. Kalede bilinen son inşaat Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır. (1451-1481) Kale’de iki çeşme, iki mescit vardır.



Kütahya Kalesinde, kendi ekseninde 45 dakika da bir tur atan Döner Gazino 1973 yılı yapımıdır. Lokanta olarak hizmet veren Döner Gazino’nun altındaki Kır Kahvesi yaz aylarında açıktır.

Cami ve Türbeler

Anadolu’da kurulan üç Mevlevihane’den biridir. Mevlana’nın torunu olan Ergun Çelebi tarafından kurulmuştur.



Bu gün cami olarak kullanılan kısım, Mevlevi Semahanesi olarak yapılmıştır. Semahaneye daha sonra mihrap ilave edilerek cami haline getirilmiştir. (1956) 1237 – 1243 yıllarına tarihlenen ahşap, sekizgen mimari yapılı binaya minare sonradan eklenmiştir. 1973 yılı yapımı olan Çinili Cami Orta Asya Türk Mimarisi örnek alınarak inşa edilmiştir. Sekizgen, iki katlı ve tek kubbeli olan yapının içi kalem işi süslemelerle, dışı ise mavi Kütahya çinileriyle süslenmiştir. Caminin yaptırılmasında ve süslenmesinde ünlü sanatçı Ahmet YAKUPOĞLU’nun çok emeği vardır. Kütahya’nın en güzel ve en büyük camisi olan yapıya Yıldırım Beyazıt zamanında başlanmış, Şehzade Musa Çelebi tarafından 1410 yılında tamamlanmıştır. Ortalama 45×25 m2’lik bir alanı kaplayan cami avlusuzdur. Caminin 3 kapısı, 64 penceresi, 2 kubbesi, 6 yarım kubbesi ve 5 bölümlü son cemaat yeri vardır. Caminin içindeki 4 sütunlu müezzin mahfeli ve mihrabın sağındaki Kabe tasvirli pano görülmeye değerdir. Hayme Ana Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin ninesi, Ertuğrul Gazi’nin annesidir. Ertuğrul Gazi, Sürmeliçukur’dan Anadolu’ya geldiğinde kendisine Söğüt kışlak, Domaniç yaylak olarak verilmiştir. Yılın beş ayını geçirdiği Domaniç’te bir yayla mevsiminde Hayme Ana’yı yitiren Ertuğrul Gazi, annesini her yıl çadır kurduğu Çarşamba’da bir tepeye defnettirmiştir. Sultan, II. Abdulhamit, l886’da Devlet Ana diye anılan büyük büyük ninesi Hayme Ana’nın kabrini buldurarak üstüne bugünkü türbeyi yaptırmıştır. Her yıl Eylül ayının ilk Pazar günü Hayme Ana’yı anma törenleri yapılmaktadır.

Bedestenler

Gedik Ahmet Paşa Vakfı olarak XV. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılan bedestenler iki tanedir. Büyük Bedesten dört kapılıdır. Yapının içinde ortada bir şadırvan ve onyedi dükkan vardır. Kapı girişi üstünde madalyon içinde hayat ağacı ve aslan motifleri altında 1868 tarihi yazılıdır. Diğer kapı üstündeki madalyonda ise denizkızı figürü yer alır. Halen sebze bedesteni olarak kullanılmaktadır. Küçük Bedesten; iki kapılı olup duvarları tuğla ve saç örgüden yapılmıştır. Eskiden ağır elbiselerin ve elmas işlemeciliğinin yapıldığı yapı günümüzde bat pazarı olarak kullanılmaktadır.



Tarihi Kütahya Evleri

Merkez Pirler mahallesinde 18. yüzyıl Kütahya Evlerinin topluca korunduğu Germiyan Sokak, Arnavut kaldırımlı yolu, elektrik ve telefon direkleri ile tellerinin bulunmadığı, Kütahya’daki tarihi kent dokusunun en güzel örneğidir.
Germiyan Sokak’taki Kütahya Evleri iki veya üç katlı ahşap evlerdir. Payandalarla desteklenmiş çıkmaları, çiftli koca kapıları, kafesli pencereleri ile ahşap Anadolu mimarisinin en güzel örneklerini oluşturur. 17. ve 18. yüzyıl Kütahya evleri açık sofalıdır. Sofalar odalar arası bağlantıyı sağlar. Ayrıca sofalarda seki yada köşk adı verilen dinlenme mekanları bulunur. Giriş katlarına taşlık denir. Evlerin ön kapıları dışında geniş arka bahçelere açılan arka kapıları da vardır. Depo, kiler samanlık hatta ahırlar buradadır. Birinci katta günlük yaşama ait odalar vardır. Bunlar oturma odası, mutfak ve yatak odasıdır. İkinci katta ise misafir odaları ve gelin odaları bulunur. 19. ve 20. yüzyıl Kütahya Evleri kapalı sofalıdır. Önceki dönemlerin aksine, bu dönem evlerinin dışları, saçakları, pervazları ve payandaları süslenirken, iç mekanlar aksine sade tutulmuştur.



Yine bütün Kütahya Evleri payanda destekli çıkartmalara sahiptir. Bu çıkartmalar yola uyum ve iç mekanı düzeltme amaçlı yapılmıştır. Kütahya Evlerinin topluca korunduğu Germiyan Sokak’taki tarihi evler, Kütahya Valiliğince satın alınarak “Kütahya Evlerini Yaşatma Projesi” çerçevesinde restore edilmektedir. Yapımına 1905 yılında Fuat Paşa zamanında başlanan ve 1907 yılında tamamlanan Eski Hükümet Konağı, son dönem sivil Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. Üç katlı yapının, giriş bölümü ile doğu ve batı kanatları hafif çıkıntılıdır. Girişi dört yüksek sütun ve ortadaki geniş üç kemerle bağlanmıştır. Bina içinde tamamen çini kaplı bir mescit de yer almakta olup, 1998 yılında restore edilerek Adliye Sarayı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Eski tarihi konak, Ticaret ve Sanayi Odası tarafından satın alınmış, yöresel Kütahya yemeklerinin sunulduğu bir restoran haline getirilerek, turizme kazandırılmıştır.

 
Alıntı ile Yanıt