Son Stoa dönemi M.S. 1. ve 2. asırlarda etkili olmuştur. Bu okula "Roma Stoacılığı" veya "İmparator Stoacılığı" adı da verilmektedir. En önemli temsilcileri Seneca, Epictetos ve Marcus Aurlius'tur. Bu temsilcilerin en önemli ortak özelliği Stoa öğretisinin merkezine ahlakı yerleştirmeleridir.
Seneca (M.Ö. 4-M.S. 65), Roma'daki bazı filozoflardan felsefe dersleri almış, sarayda çalışmış, hoş görülü ancak fikirlerinden ödün vermeyen hazırcevap bir stoacıdır.
Stoa döneminin ikinci önemli temsilcisi Epictetos (M.S. 50-130), Hieropolis şehrinde doğmuş bir köle olup köle pazarlarında satılarak bir şekilde Roma'ya ulaşmış, burada Roma İmparatoru Nero'nun sekreteri Apaphrodites tarafından satın alınmış ve muhtemelen onun ölümü sonucunda özgürlüğüne kavuşmuştur. Epictetos, Roma'daki yaşamını kapısı sürekli olarak açık kalan köhne bir kulübede sürdürmüş, okul açmış, felsefe dersleri vermiş ancak Sokrates gibi hiçbir yazılı eser bırakmamıştır.[4] Epictetos, orta stoa anlayışını bir sapma olarak değerlendirmiş, eski stoa öğretisine bağlı kalmış ve takı stoa ahlakına uygun bir yaşam sürmüştür.[6]
Dönemin önemli temsilcilerinden biri de Marcus Aurelius'tur (121-180). Marcus Aurelius erken yaşta felsefeye ilgi duymaya başlamış, 12 yaşında Stoacılarla tanışmış ve onların basit, sade ve gösterişsiz yaşam biçimini benimsemiştir. O bir imparator filozoftur. Marcus Aurelius, ölüm hakkında çok düşünmüştür, Stoa felsefesinin dini yanına ağırlık vermiştir. Marcus Aurelius'tan sonra artık Stoa felsefesinde büyük filozoflar yetişmemiştir.
Kaynak:Evrim Ağacı