Tarih öncesi avcıların, Güney Afrika’da 60.000 yıl önce taş ok uçlarına bitki zehri sürdüğü ortaya çıktı. Bulgular, avcılık teknolojisinin sanılandan çok daha eski olduğunu gösteriyor.
Güney Afrika’da yaşayan tarih öncesi avcı-toplayıcıların, yaklaşık 60.000 yıl önce taş ok uçlarına ölümcül bitki zehirleri sürdüğüne dair yeni bulgular ortaya kondu.
Araştırmacılara göre bu zehir, bölgede bazı yerli avcılar tarafından bugün de bilinen bir kaynakla ilişkilendiriliyor.
Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmada,
KwaZulu-Natal bölgesindeki
Umhlatuzana Kaya Sığınağı’nda 60.000 bin yıl öncesine tarihlenen tortu katmanından çıkarılan 10 kuvars ok ucu mercek altına alındı. Mikromoleküler analiz teknikleriyle yapılan incelemelerde, bu ok uçlarının beşinde zehirli alkaloidlere ait kalıntılar saptandı.
Söz konusu bileşiklerin, yerelde “zehir soğanı” anlamına gelen “gifbol” adıyla bilinen
Boophone disticha bitkisinden geldiği belirtildi. Araştırma ekibi, ok uçlarında bu bitkinin ürettiği buphandrin ve epibuphanisin alkaloidlerinin izlerini tespit etti.
Tarihteki İlk Zehirli Ok Kullanımı Araştırıldı
Araştırmada, bölgedeki ok zehri kullanımına ilişkin daha yakın dönem örneklerine de bakıldı. “Gifbol” kaynaklı zehrin, İsveçli doğa bilimci
Carl Peter Thunberg tarafından 1770’lerde gözlemlenip kayda geçirildiği hatırlatıldı. Çalışmayı yürütenler, Thunberg’in yaklaşık 250 yıl önce
Güney Afrika’dan İsveç’e götürdüğü bazı okları da analiz ederek, bu örneklerde de aynı alkaloidlerin bulunduğunu bildirdi.
Johannesburg Üniversitesi’nde görev alan ve çalışmanın yazarları arasında yer alan
Profesör Marlize Lombard yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Beş ok ucunda aynı gifbol ok zehrini tespit etmemizin yanı sıra, yaklaşık 250 yıl önce Güney Afrika’dan İsveç’e götürülen dört etno-tarihsel ok ucunda da aynı zehri belirlememiz beni bir ölçüde şaşırttı.”
Lombard, bulguların günümüzdeki avcıları “zaman içinde donmuş” göstermediğini de vurgulayarak şöyle devam etti:
“Önemli olan, bunun bugünün Kalahari yay avcılarının zamanda donup kaldığı anlamına gelmemesidir. Aksine, atalarının çok gelişmiş avlanma yöntemlerine sahip olduğunu gösterir – daha önce düşünüldüğünden çok daha erken bir dönemde ve muhtemelen dünyanın başka yerlerinden önce.”
En Eski Zehirli Silah Kaydı 6.700 Yıl Öncesine Ait Sanılıyordu
Araştırmacılar, bu bulgudan önce zehirle kaplı silahlara dair en eski örneklerin yaklaşık 6.700 yıl öncesine tarihlendiğini ve yine
Güney Afrika’daki
Kruger Mağarası’ndan geldiğini hatırlattı. Ayrıca Mısır’da kemik uçlu zehirli ok örnekleri bulunduğu, ancak bunların da 4.000 yılın biraz üzerinde bir tarihe sahip olduğu belirtildi.
Çalışmaya göre 60.000 yıl önce kullanılan oklar, avı darbe anında öldürmek için tasarlanmadı. Zehrin de hızlı etki göstermesi beklenmiyordu. Bunun yerine, küçük uçların çarpma sonrası şafttan ayrılıp hedefin derisinin hemen altında kalacak biçimde tasarlandığı; toksinin ise saatlerden günlere uzanan bir sürede etkisini gösterdiği ifade edildi.
Bu nedenle avcıların, isabet alsa bile avı takip etmeyi sürdürmesi gerekiyordu. Stockholm Üniversitesi’nde görev yapan ve çalışmanın yazarları arasında bulunan
Profesör Sven Isaksson bu yaklaşımı şöyle açıkladı:
“Zehir muhtemelen ‘ısrarcı avcılık’ bağlamında kullanılıyordu; burada temel işlevi, yaralı bir hayvanı izleyip etkisiz hâle getirmek için gereken süreyi azaltmak ve böylece avın toplam enerji maliyetini düşürmekti.”
Zebra ve Zürafa Dâhil Birçok Canlıyı Avlamak için Kullanılmış Olabilir
Profesör Marlize Lombard’a göre bu strateji, keseli ceylan, antilop, zebra ve hatta zürafa gibi hayvanları yakalamada kullanılmış olabilir. Lombard, avı ürkütmeden çalılık alanda iz sürmenin ve yaklaşık 30 metre mesafeden hareketli bir hedefe isabetli atış yapmanın bilişsel açıdan benzer zorluklar barındırdığını şu sözlerle anlattı:
“Çalılıklar arasında avı izlemek ve ardından hareketli bir hedefe yaklaşık 30 metre mesafeden, hedefi rahatsız etmeden isabetli bir şekilde ok atmaya odaklanmak; bilişsel açıdan, şehir trafiğinde vitesli araba kullanmaya ya da saatlerce bir drone uçurup sonrasında belirli bir noktaya indirmeye benzer.”
Lombard ayrıca, zehir kullanımının planlama gerektirdiğine dikkat çekerek şunları ekledi:
“İşe zehri de katmak, daha uzun bir planlama süresi ve zehrin gücüne dair soyut bir kavrayış anlamına geliyor.”
Araştırmacı, tüm bu becerilerin bir arada düşünüldüğünde şu sonuca işaret ettiğini belirtti:
“Genel olarak bu yetenekler, 60 bin yıl önceki Umhlatuzana yay avcılarının teknik kapasite bakımından bizden çok da farklı olmadığını gösteriyor.”
Kaynak:
IFL Science