Tekil mesaj gösterimi
Alt 20 Şubat 2026, 20:28   #51
Çevrimdışı
Zaman Yolcusu 
Ruh HalimDusunceli
Yanıt: 37 yaşındayım hiç evlenmedim, evdemi kaldım sizce?




Naçizane olarak, bu çıkarıma katılmadığımı ifade etmek isterim.

Anlatayım;

Özellikle ortadoğu coğrafyasında, erkekler mental olarak geç olgunlaşırlar. Bunda aile kültürünün, sorumluluk almaktan kaçınmanın, toplum baskısının, göreneklere bağlı yaşamanın ve kontrolcülüğün büyük payı vardır.

Biraz kitabın ortasından konuşacağım, yüksek müsaadenizle. Alışılagelen Türk kültüründen gidelim; insanların hepsi olmasa da büyük bir yüzdesi evlenene kadar aile evlerinde kalırlar. Ev idaresi anlamında genel olarak bir sorumluluk almazlar. Çünkü kültür belli bir yaşa gelince ayrı eve çıkmaya hem ekonomik, hem de gelenekler ve alışkanlıklar anlamında çok müsaade etmez.

Bununla birlikte ev idaresi, dışarıdan göründüğü kadar kolay bir süreç değildir. Hem fiziki, hem maddi, hem de bilinç anlamında belli bir kazanım gerektirir. Belli bir yaşa kadar sadece aile güdümü ile hareket etmiş bir bireyin, evlendikten sonra kendi ailesine bağımsız ve etkin bir şekilde ne denli fayda sağlayabileceği muammadır. Bu husus, özellikle ortadoğu bölgesinde çok fazla olan ve evlendikten sonra ailelerin dışarıdan ilişkiye müdahale etmeye devam etmesine zemin olmaktadır. Çünkü toplum kalıplarından kaçmak ve ifade edilen tabirle "evde kalmak" istemeyen insanlar, yetkin ve aile sorumluluğuna hazır olarak evlenmiyorlar. Kendilerini psikolojik baskıyla evlenmek zorunda hissediyorlar.

Diğer konu ise eğitim ve iş anlamında kariyer noktası. Bir insanın eğitimi, onun hayat görüşünün gelişiminde büyük rol oynar. Eğitim sonrası iş hayatında ise belli bir süre geçmesi lazım gelir ki, birey evlendikten sonra ailesine ayıracağı vakti kariyer basamaklarını tırmanma hırsıyla işine ayırmasın. Kariyer anlamında başlangıçta yaşayacağı o hırsın büyük bir kısmında evlenmeden önce doygunluğa ulaşabilsin. Bunlar çok kritik nüanslardır.

Herkes evlenir ama herkes evlenemez. Sağlam temellere oturmuş bir aile hayatı için insanların mental, kariyer ve eğitim olarak ayaklarındaki tüm prangaları çözmüş, belli bir tecrübe elde etmiş ve dirayetli bir şekilde hayatlarına yön vermeleri gerekir.

Tüm bunların yanında, gördüğüm bir konuya daha temas edeceğim. Aldatmalar, halihazırda olan ile yetinmemekten ileri gelir. Ben bir çok coğrafyada, belli tecrübeleri evlenmeden önce yaşamış ve doygunluğa ulaşmış insanların aldatma noktasında çok daha dirençli olduklarını gözlemledim. Erken yaşta evlenen bir birey, hayata gözünü eşi ile açıyor ise -özellikle erkek için- burada zamanla sadakat anlamında sorunlar ortaya çıkabiliyor. Umarım, aktarmak istediğimi net bir şekilde izâh edebilmişimdir. Maddi güç değiştiğinde, ilk olarak eşlerin değiştirilmesi konusunun arka planı da buradan geliyor.

İşin son boyutu ise çocuk ve çocuğa verilecek eğitim. Elbette ki herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil. Fakat çocuk sahibi olmak isteyen ama henüz kendi mental olgunluğuna tam ulaşamamış aile bireylerinin, çocuklarına aktaracağı eğitimin kalitesi tartışmaya bir hayli açıktır. Aile, nesil yetiştirir. Nesil ise ırka şekil verir, değer katar. Kültürün yegane yapıtaşıdır.

Buradan hareketle, insanlara ezber hayat kalıpları çizmemek gerektiğini düşünüyorum. Kalıplar, insanların hayatlarını mahveder.

Her insanın hayat seyri birbirinden farklıdır. Farklılıklar güzeldir, topluma rayiha katar. Bırakalım herkes kendi hayat seyrinde, kendi kararlarıyla kalıplaşmalardan uzak ilerlesinler. "Elalem ne der?" baskısı ile erkenden evlenen insanların mahvettiği hayatların bedelini akraba veya komşular ödemezler. Kişiler kendileri ve hatta çocukları öderler.

Bazı insanlar evlenmemeli.

Bazı insanlar çocuk sahibi olmamalı.

Evlenmediğinde kimse evde kalmıyor, bu konuda sizi temin ederim. Herkes kendi yaşında, kendi kararlarıyla güzel.

Muhabbetle.

Son düzenleyen Zaman Yolcusu; 20 Şubat 2026, 20:31.
 
Alıntı ile Yanıt