Yeni fosiller, Homo habilis’in insan cinsinin ilk üyelerinden biri olduğu görüşünü yeniden tartışmaya açtı; türün anatomisi daha ilkel özellikler taşıyor.
İnsan evrimi araştırmalarında uzun süredir tartışma yaratan Homo habilis, yeni bulguların ardından tekrar gündemde.
Bazı araştırmacılara göre Homo habilis, insan cinsinin ilk üyelerinden biri olarak kabul edilse de, anatomik özellikleri onu gerçek anlamda bir Homo türü saymak için yeterli olmayabilir.
Tartışmanın yeniden alevlenmesinin nedeni, Kenya’da bulunan ve şimdiye dek keşfedilmiş en eksiksiz Homo habilis iskeletlerinden biri olarak tanımlanan yeni fosil materyali.
Buluntular, türün vücut yapısına dair daha önce hiç olmadığı kadar net bilgi sunarken, aynı zamanda onun düşündüğümüzden daha maymunumsu bir görünüme sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Homo habilis Tartışmalarının Kökeni 1964’e Uzanıyor
Homo habilis adı ilk kez 1964 yılında, ünlü paleoantropolog Louis Leakey tarafından Tanzanya’da bulunan yaklaşık 2 milyon yıllık bir alt çene kemiği için kullanıldı. Bu adlandırma, söz konusu fosili doğrudan insan cinsi olan Homo içine yerleştirdi.
Ancak bazı araştırmacılar, bu sınıflandırmanın baştan beri sorunlu olduğunu savunuyor. American Museum of Natural History’den Ian Tattersall’a göre, bir türün Homo cinsine dahil edilmesi için modern insanla paylaşılan temel anatomik özellikler göstermesi gerekiyor. Tattersall, Homo habilis fosillerinin bu ölçütü açık biçimde karşılamadığını düşünüyor.
Yeni İskelet Ne Gösterdi?
Kenya’daki
Doğu Turkana bölgesinde bulunan ve
KNM-ER 64061 adı verilen iskelet, şimdiye kadar elde edilen en kapsamlı Homo habilis gövde iskeletlerinden biri kabul ediliyor. Fosilde omuz, kol, gövde, leğen kemiği ve bacaklara ait önemli parçalar yer alıyor.
Araştırmacılara göre bu iskelet, türün uzuv oranlarının daha ilkel homininlere, özellikle de australopitekuslara, sanılandan daha yakın olduğunu gösteriyor. Uzun ve güçlü kollar, daha gelişmiş Homo türlerine kıyasla daha ilkel bir beden planına işaret ediyor.
Bu durum, Homo habilis’in taş aletlerle ilişkilendirilmiş olmasının onu otomatik olarak “insan” yapmaya yetmeyebileceği yorumlarını güçlendirdi.
“Alet Yapan İnsan” Fikri Etkili Olmuş Olabilir
Tattersall’a göre Louis Leakey döneminde araştırmacılar, insanı tanımlarken “alet yapan varlık” anlayışına büyük önem veriyordu.
Olduvai Gorge’da bulunan en eski taş aletlerle aynı katmanlarda ortaya çıkan fosillerin bu nedenle doğrudan Homo cinsine yerleştirildiği düşünülüyor.
Ancak günümüzde birçok uzman, taş alet kullanımı ya da üretiminin tek başına bir türü Homo saymak için yeterli olmadığını vurguluyor. Asıl belirleyici unsurun anatomi ve evrimsel akrabalık ilişkileri olduğu ifade ediliyor.
İlk Gerçek İnsan Türü Homo ergaster Olabilir
Bazı araştırmacılar, insan soyunu tanımlayan daha belirgin anatomik özelliklerin aslında Homo ergaster ile başladığını savunuyor. Afrika kökenli bir erken Homo erectus formu olarak da değerlendirilen bu tür, daha modern vücut oranları ve daha belirgin iki ayaklı yaşam tarzıyla öne çıkıyor.
Bu bakış açısına göre Homo habilis, insan evrimi ağacında önemli bir konuma sahip olsa da doğrudan Homo cinsi içinde değerlendirilmeyebilir. Ancak araştırmacılar, türün hangi sınıflandırma altında ele alınması gerektiği konusunda henüz ortak bir görüşe varmış değil.
Kesin Yanıt Hâlâ Yok
Yeni bulunan iskelet, Homo habilis’in gerçekten var olmuş, ayırt edilebilir bir tür olduğuna dair güçlü kanıt sunuyor. Ancak bu türün insan cinsinin gerçek bir üyesi olup olmadığı konusundaki tartışmayı bitirmek yerine daha da görünür hale getiriyor.
Başka bir deyişle, yeni fosiller Homo habilis’in daha iyi tanınmasına olanak sağlıyor; fakat onun tam olarak kim olduğunu hâlâ kesin biçimde söylemek mümkün değil.
Söz konusu değerlendirme yazısı
The Anatomical Record dergisinde yayımlandı.
Kaynak:
IFL Science