İskoçya’daki Taş Devri mezarlarında yapılan DNA analizi, yakın erkek akrabaların aynı mezarlara gömüldüğünü ve soy bağlarının böyle korunduğunu gösterdi.
Kuzey İskoçya’daki Taş Devri mezarlarından elde edilen antik DNA verileri, Neolitik dönemde ölülerin aynı mezarlara yerleştirilmesinde erkek soy hattının özel bir önem taşıdığını gösterdi.
Araştırmacılara göre gün yüzüne çıkartılan bu mezarlar, defin alanlarının yanı sıra kuşaklar boyunca süren akrabalık bağlarının da kaydedilmiş birer kanıtı niteliğinde olabilir.
Antiquity dergisinde yayımlanan çalışma, İskoçya’nın Caithness bölgesi ile Orkney Adaları’ndaki beş mezardan çıkarılan 22 bireyin DNA’sına odaklandı.
Mezarların yaklaşık MÖ 3800 ile 3200 yılları arasında kullanıldığı belirtildi. Bu dönem, tarihöncesi İskoçya’da avcı-toplayıcı yaşamdan tarıma geçişin yaşandığı evreye denk geliyor.
İskoçya’daki Mezarlar, Erkek Soy Hattını Takip Etmeye Yardımcı Oluyor
Araştırmacılar, inceledikleri mezarlarda yakın akraba erkeklerin birlikte gömüldüğünü tespit etti.
Bulgular arasında baba-oğul çiftleri, kardeşler ve ikinci derece akrabalık bağları yer aldı. Hatta Loch Calder yakınlarındaki bir mezarda, Neolitik İskoçya için ilk kez bir baba, oğlu ve torununun birlikte gömüldüğü gösterildi.
Araştırma ekibine göre bu durum, mezarların rastgele kullanılmadığını; belirli erkek soylarının bu alanlarda bilinçli biçimde bir araya getirildiğini düşündürüyor.
Çalışmanın başyazarı Vicki Cummings, 5.000 yılı aşkın süre önce bu mezarlara bırakılan bireyler arasındaki aile bağlarının bugün antik DNA sayesinde yeniden kurulabilmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti.
Cummings’e göre sonuçlar, bu anıtları inşa eden toplulukların erkek soy hattına özellikle vurgu yaptığını gösteriyor.
Kadınlar Aynı Şekilde Kümelenmiyor
Araştırmada incelenen kadın bireyler arasında ise benzer düzeyde yakın aile bağları tespit edilmedi. Örneğin mezarlarda anne-kız ya da kız kardeş çiftlerine rastlanmadı.
Kadınlar arasındaki en yakın genetik bağın daha uzak bir akrabalık düzeyinde kaldığı belirtildi.
Bununla birlikte ekip, Orkney’de gömülü iki kadının, ana karadaki mezarlarda bulunan erkeklerle genetik olarak bağlantılı olduğunu da ortaya koydu.
Araştırmacılar bu durumun, kadınların deniz aşırı topluluklar arasında soy ilişkilerini ve bağlantıları korumada önemli bir rol üstlenmiş olabileceğini düşündürdüğünü belirtiyor.
“Soy Ağları” Fikri Güçleniyor
Çalışmanın ortak yazarı Chris Fowler, araştırmanın temel sorularından birinin mezarların ne ölçüde yakın genetik akrabaları bir arada tuttuğu ve bu seçimin ne kadar erkek soyu üzerinden yapıldığı olduğunu belirtti.
Elde edilen sonuçlar, mezarların birbirinden bağımsız yapılar olmaktan çok, kuşaklar boyunca birbirine bağlanan “soy ağları”nın parçası gibi işlediğini gösteriyor. Yakın mezarlarda yarı kardeşler ya da amca-yeğen ilişkileri bulunması da bu görüşü destekliyor.
Neolitik Britanya Toplumuna Dair Eski Bir Varsayım Güçlendi
Araştırmacılar, Kuzey İskoçya’daki Neolitik toplulukların erkek soyuna dayalı biçimde örgütlenmiş olabileceği yönündeki görüşlerin uzun süredir tartışıldığını, ancak yeni DNA verilerinin bu varsayımı daha güçlü biçimde desteklediğini vurguluyor.
Cummings’e göre Britanya’ya Neolitik yaşam biçimini taşıyan insanlar için bu tür toplumsal bağlar; çanak çömlek, sığırlar ya da taş baltalar kadar önemli olmuş olabilir.
Kaynak:
Live Science