Bu medyayı görüntüleyebilmeniz için üye olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Hatırlar mısın, avuçlarımızda büyüttüğümüz o kırılgan zamanı?
Birbirimize baktıkça çoğalan sessizlikleri,
Geceyi usulca omzumuza bırakan yıldızları...
Şimdi adın, içimde eski bir şarkının
Unutulmuş nakaratı gibi dönüp duruyor.
Ne susturabiliyorum seni,
Ne de yeniden duyabiliyorum.
Sitemim sana değil aslında;
Yarım kalan cümlelere,
Kapısı kapanmadan terk edilen düşlere,
Ve "kalırım" diyen gözlerin ardından
Giden o yabancıya…
Özlemek, meğer bir mevsim değilmiş;
İnsanın içine yerleşen uzun bir kışmış.
Ne kadar bahar geçerse geçsin üstünden,
Bir köşesi hep ayaz kalırmış kalbin.
Özlemek, meğer bir mevsim değilmiş;
İnsanın içine yerleşen uzun bir kışmış.
Ne kadar bahar geçerse geçsin üstünden,
Bir köşesi hep ayaz kalırmış kalbin.
Hatırlar mısın, avuçlarımızda büyüttüğümüz o kırılgan zamanı?
Birbirimize baktıkça çoğalan sessizlikleri,
Geceyi usulca omzumuza bırakan yıldızları...
Şimdi adın, içimde eski bir şarkının
Unutulmuş nakaratı gibi dönüp duruyor.
Ne susturabiliyorum seni,
Ne de yeniden duyabiliyorum.
Sitemim sana değil aslında;
Yarım kalan cümlelere,
Kapısı kapanmadan terk edilen düşlere,
Ve "kalırım" diyen gözlerin ardından
Giden o yabancıya…
Özlemek, meğer bir mevsim değilmiş;
İnsanın içine yerleşen uzun bir kışmış.
Ne kadar bahar geçerse geçsin üstünden,
Bir köşesi hep ayaz kalırmış kalbin.
Özlemek, meğer bir mevsim değilmiş;
İnsanın içine yerleşen uzun bir kışmış.
Ne kadar bahar geçerse geçsin üstünden,
Bir köşesi hep ayaz kalırmış kalbin.
Özlemek, meğer bir mevsim değilmiş;
İnsanın içine yerleşen uzun bir kışmış.
Ne kadar bahar geçerse geçsin üstünden,
Bir köşesi hep ayaz kalırmış kalbin.
Özlemek, meğer bir mevsim değilmiş;
İnsanın içine yerleşen uzun bir kışmış.
Ne kadar bahar geçerse geçsin üstünden,
Bir köşesi hep ayaz kalırmış kalbin.