Gündüz başka bir konuda; bu ilginç olayı yeni bir konu oluşturup anlatacağımı söylemiştim. Söz vermek rep vermeye benzemez diyelim ve başlayalım anlatmaya..
Ön Not: Başlıkta biz masumuz hakim bey demiş olsam da bu olay yargıya intikal etmedi tabii. Hoş; etse de beraat ederdik ya ayrı mesele. O ibare sadece konunun etki şiddetini yükseltmeye yönelik bir özet niteliğinde. Clickbait mi? Değil, vallahi değil.
---
Yıl 2011. Gün ve ayı hatırlamıyorum, ama sonbahar ya da kış dönemleri. @
Bahtiyar ve ben 17 yaşındayız, hayatlarımızın baharındayız. Ben lise sondayım, üniversiteye hazırlanıyorum. Hiç ders çalışmayı sevmeyen bir öğrenci modeli olarak kendimi odaklamışım, sosyal hayatı sıfırlamışım. Dershaneden arta kalan vakitlerimde de işte MSN'de, o zamanlar takıldığımız platformlarda, vBulletin ile falan kafa dağıtıyorum. @
Bahtiyar ise hayata erken atılmış olmanın, hâlâ çekmekte olduğu ceremesini yeni yeni çekmeye başlamış. Otomotiv işleriyle uğraşıyor, evinde internet yok, o zaman akıllı telefonlar yok, gündüz internet cafeden giriyor. Biz takılıyoruz, “baba akar” modunda ortamlara akıyoruz. Kendimizden hep yaşça büyük kadınlarla kısa süreli çıkıyoruz, uzun süreli ise kendimize aşık ediyoruz falan. Her şey güzel biz güzeliz, içmeden güzeliz. Bir yandan; Nisan'da birimiz Mayıs'ta diğerimiz 18 olacağız (burayı okuyan genç kardeşlerim; 18 olunca bir b*k olmuyor, ekonomik özgürlüğünü kazanmadığın sürece aynı terane, 30'luk abi nasihatıdır.), onun heyecanı var. Ergeniz ama aşırı olgunuz. Nitelik ve yeteneklerimizle, cümlelerimizle 25+ abilere diz çöktürüp tövbe ettiriyoruz falan... Öyle bir ortam, öyle bir zaman.
Tabii yine gençliğin getirmiş olduğu heyecan sonucu düşünmeden konuşmak, yanlış insanlara güvenmek gibi hatalar da yapıyorsunuz. İşte bu konumuzun temelini tam da o “gereksiz çene” oluşturacak.
Bu kadar girizgah yeter mi? Evet, bence de, ben de öyle tahmin etmiştim. O zaman olaya başından sonundan değil, direkt ortasından dalıyorum.
Günlerden bir gün; büyük bir forumda... Şöyle bir şey oldu. Gerçekten olayı tam hatırlamıyorum -ki o kısım önemsiz- ama hatırladığım kadarını yazayım, oranın bir admini bizim Bahtiyar'ın mesajını mı silmiş, 1 hafta ban mı atmış. Öyle bir şeydi. Bizimki de tabii sindiremiyor içine, o sıra güvendiği kaypak herifin tekiyle aralarında aşağı yukarı şöyle bir diyalog geçiyor;
- “Bahtiyar ne oldu kardeşim?”
+ “Ben bunu burada bırakmayacağım. Gerekirse ücreti mukabilinde o forumda o herifin hesabını hackletip sileceğim.”
Hiçbir gerçekçiliği yok, böyle bir girişimi bile yok Bahti'nin. Sinir anıyla o dost bildiği herife bu cümleyi kullanıyor. Akşam oluyor, gün batıyor. Internet cafe kapanıyor, Bahti eve gidiyor ve saat 21:00 sularında o forumun teknik admininden bana bir MSN iletisi;
- “Ongun burda mısın?”
+ “Evet abi.”
- “Bu senin Bahtiyar'ın yaptığından haberin var mı?”
+ “N'apmış abi?”
- “Bizim co admin var ya XXXXXX. Onun hesabı patlatıp sadece üyeliğini silip çıkmış.” (Ben şok. Lan böyle bir şey yapsa herkesten, her şeyden hariç bana söyler.)
- “Neye güvenerek bunu gerçekleştirdi bilmiyoruz ama tescilli marka olduğumuz için savcılığa bildireceğiz.”
+ “Abi onun yaptığını nereden çıkarıyorsunuz? Bahti yapmaz öyle şey. Diyelim ki yaptı ben bilirim.”
- “Üyeliğin silindiğini görünce elemanın biri screenleri attı. Gündüz adama aynen olacakları söylemiş biraz önce de olay gerçekleşti. Bilgisayarına bağlandık TeamViewer ile elemanın konuşmaları inceledik loglar sahte değil bu konuşmalar Bahtiyar'ın bizdeki kayıtlı mail adresinden yapılmış. Buna ne diyeceksin Ongun?”
+ “Bilmiyorum abi, bir yanlışlık vardır.”
- “IP adresi proxy ama yapılan konuşmada söylemiş bu delil doğrultusunda bilişim avukatımız savcılığa taşıyacak.”
Konuşma sonlanır sonlanmaz telefonla aradım @
Bahtiyar'ı. Adam balkonda çay sigara takılıyor. Dünyadan haberi yok, gerçekten yok. Ki olayın gerçekleştiği saatte cafe çoktan kapanmış; evinde internet yok; akıllı telefonların henüz yetenek kazanmadığı yıllar. Durup durup bu MSN'de konuştuğu, sinirle onları söylediği kaypağa sövüyoruz, elimizden başka bir şey gelmiyor. Mevzuattan da anlamıyorum ki dostumu telkin edeyim, daha bir garip lise son sınıf öğrencisiyim o zamanlar.
Olayın bir de şu noktası var; biz hiç burnundan kıl aldırmayan, yaşına göre oldukça teknik konulara hakim adamlarız, mağdur durumuna düşüp mahiyeti ne olursa olsun yalvar yakar yapabilecek tipler de değiliz. Bir de o zaman ergeniz, ergen gururu diye bir şey bilir misiniz? Hemen hemen cahil cesaretine tekabul eder. Adama telefonda diyorum ki “lan kanka bu iş ciddiye binebilir bak”, “o zaman gerçekten yaparım en azından suçsuz yere yargılanmam a*k” diyor. Artık makaraya vurduk yanlış hatırlamıyorsam gece 2'ye kadar falan kritik ettik bu konuyu.
Ertesi gün oldu; bir şekilde MSN'de toplu konuşmalar, yeminler, iyi niyet ispatı açısından Bahtiyar T.C. bilgilerini falan da iletmişti yanlış hatırlamıyorsam. Olayın üzerinde durulmadı, teknik admin de eski veritabanından silinen hesabı geri getirdi ve olay bu şekilde kapandı.
AMAAAAAAAAA!
Arkadaşlar bakın; ne Behzat Ç.'nin Ç'sini, ne 15 Temmuz'un bilinmeyenlerini, ne yeni yılda maaşımın ne kadar olacağını ne de öleceğim günü ya da bir başka spesifik şeyi; bu olayın aslını astarını merak ettiğim kadar merak etmiyorum! Eminim @
Bahtiyar için de durum böyledir. 11 yıl önce vuku bulan bu olay aslında nasıl oldu? O gün ne oldu?
Birkaç komplo teorim var:
- Ya Bahti'nin MSN'de hava attığı herif diş biledi, bir yolunu bulup Bahti'nin “yapacağım” dediği ama alakasının olmadığı şeyi birine yaptırdı (çok zorlama bir senaryo).
- Ya hesabı uçurulan adminin kulağına gitti, adam kendi hesabını silip Bahti'yi zor durumda bırakmak istedi (daha da zorlama bir senaryo, aynı Almanya bizi kıskanıyor olayı gibi).
- Ya da bunlar hep Amerika'nın oyunları...
Yer yer komikli, yer yer adrenalin dolu bu anımızda; gerçekten bu işin nasıl cereyan ettiğini öğrenemeden şu dünyadan göçüp gidecek olmak en büyük hezeyanım.