Roz'a Anlatılanlar
[Only registered and activated users can see links. Click Here To Register...]
Yaşamın tozlu raflarından bakıyorum kimi zaman dünyaya. Uzun zamandır kapaklarına kimsenin dokunmadığı, okunması muhtemel olsa da hiç okunmamış ya da pek az okunmuş fakat anlaşıl(a)mamış kitaplar gibiyim. İçleri taze kitap kokusu ile bezenmiş, bu bezenmişliğini ve tazeliğini hâlâ yitirmemesine karşın dışı toz küfü ile kaplı kitaplardan bahsediyorum... Zaman zaman bu rafların bi' parçası olmaktan korkmalı mıyız peki? Bizi üzen anlaşılmamak mıdır yoksa yalnızlığın ta kendisi mi? Sanırım bu ayrımı yapabilmemiz için uzun uzadıya felsefenin nüvesine dalmamız mübah olacaktır. Düşünce ve yaşam arasında derin bağlar vardır. Buna müteakip yaşam; o kadar kabuklu ve yüzeysel akıyor ki, düşünceyi sınıflandırmak ve anlamlandırmak hâyli derinsel kalıyor. Peki bu derinliğe inmek bizi mutlu edecek mi Roz? Anlamlandırmak her zaman iyi hissettirir mi? Evreninin ucundan tutarak kendimizi, bilmediğimiz yeni ufuklara ve özlere bağlamak. Adil midir bu durumda tüm döngüler. Yoksa fark etmemek, farkın sorumluluğunu yüklenmemek midir terazinin gerçek yüzü? Evet, Roz. Hayat galiba tam olarak bu. İçerideki çekişmelerin ve dışarıdaki kabuğun sorgusal demeçleri arasında kalmak ya da kal(a)mamak. Her yetkili ruhun kendi zihnine hükmedemiyor oluşu kadar boşluklarla dolu bi' silsile... En başında bahsettiğim de buydu Roz. Keşfedilmemiş kitapların en öncelikli olarak yalnızlığın ateşinde pişmeye ihtiyaçları var belki de. Çiğlikte kalmış bi' eser, nasıl geçebilir ki bir başka ruha? Yaşamı ayaklarımızın altında ezip geçmesek, bu faniliği ve hiç kimsesizliği atıflandırmasak ve düşüncenin kendisine varabilsek; belki o vakit bir başka mavi gezegende buluşabiliriz yeniden... Ortak toplanan paydalar, toplanamayan paylara isyan ediyor Roz. Eşitlenmek adına yapılmış bi' fedakârlık mıdır bu? Başka anlamlar aramalı mıyız altında, inan bilmiyorum... Çürük merhamet kokulu bu gezegende ne kadar çok anlam biriktirmeliyiz, kaç anlam biriktirirsek bir düşünce edeceğiz inan ki bilmiyorum Roz. Bu bilinmezlikleri bir müddet bir kenara bırakıp göğe yüzümüzü dönelim en iyisi... Belki özgürlüğü görürüz. |
Yanıt: Roz'a Anlatılanlar
Göğe bakma durağı geldi aklıma sevgili Roz :Sarıpapatya:
|
Yanıt: Roz'a Anlatılanlar
Sen hep yaz mona'm
|
Yanıt: Roz'a Anlatılanlar
|
Yanıt: Roz'a Anlatılanlar
Belki özgürlüğü görürüz.
Zaman ne de cabuk geciyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göge bu kadar Zaman ne de çabuk geciyor Mona Özgürlüğü gökte bulmak umuduyla.. |
Yanıt: Roz'a Anlatılanlar
|
| Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 18:59. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.