|
Yanıt: Kadir Şeker Suçlu mu Kader kurbanı mı?
Bence olayı, hem bireysel bir eylem hem de toplumsal normlar perspektifinde değerlendirilmek lazım gelir. Bu konu oldukça hassas. Aynı zamanda toplumsal, hukuki ve etik açıdan da çok boyutlu bir meseleye kapı aralıyor.
Anlatayım;
Kadir Şeker'in konuya müdahil olması, olayın etik boyutu. Yani vicdan taşıyan birisi olarak yardıma ihtiyacı olan bir insana yardım etmiş. Bunu gerçekten karşıdaki insana zarar verme amacıyla mı, yoksa hanımefendiyi kurtarma amacıyla mı yaptığı niyet okumaya girer ki bunu buradan yapmak rasyonel değil. Burada yargı merci değiliz, kişisel analiz yapıyoruz.
Bu müdahalenin ölümle sonuçlanması, artık olayın etik boyuttan çıkıp hukuksal boyuta girmesi anlamına geliyor. İyi niyet ve vicdani bir refleksle bu eyleme en başından müdahil olmuş olması, eylemin hukuksal boyuta geçmiş sonucunun yok sayılmasını meşru kılmaz, kılmamalı da. Ortada bir sorumluluk var. Üstelik bu normal bir kavga da değil, taşıdığı bıçağı da eyleme dahil etmiş. İyi niyeti ve haklı bir motivasyonu olması bu suçta ancak indirime sebebiyet verebilir ki öyle de oldu.
Konulara empati kurmak güzel bir histir. İnsan "ben olsaydım ne yapardım" ve/veya "bana olsaydı nasıl hissederdim" sorularını kendisine sorar ve kendince cevaplar verir. Lâkin toplum düzeni, kanun ve kurallarla hayat bulur, bu şekilde sağlanır.
Daha fazla sosyolojik detaya girmeden şu noktayı yakalamak istiyorum;
Eğer ki Kadir Şeker hiç ceza almasaydı, bu konu örnek teşkil edecekti. Hem yargısal içtihata konu olurdu, hem de toplumun davranış kabuğunu değiştirirdi. Yani ortada bir şiddet var ise, bu şiddet eylemine ölümcül müdahalede bulunabilmek meşrulaşırdı, çünkü örneği var. Söz konusu müdahale yetkisi şu an bırakın halkı, kolluk gücünde yok. Böyle bir karar verilseydi kollektif şiddetin önü açılırdı, bireyler kendi adaletlerini kendileri uygulamaya yönelebilirdi. Hukukun otoritesi ortadan kaybolduğunda toplumsal düzeni bozarsınız.
Bazen, bir konuda tek bir doğru olmaz. Birden fazla doğru olur. Bu defa, doğruların çoğunluğun iyiliğine olanı hangisi ise onu seçmek durumunda kalırsınız. Çünkü çoğunluğun faydası normu, toplumlarda çok önemlidir.
Ezcümle; benim analizimde Kadir Şeker etik olarak haklı, hukuki olarak haksızdır.
Ben analizin ana temasının biraz dışına çıkıp, sadece şu soruyu sorarak bitirmek istiyorum; Peki ya Kadir Şeker, Türkiye dinamiklerinde siyasi anlamda nüfuzlu biri olsaydı aynı sonuçla karşılaşır mıydık?
Muhabbetle.
Mesaj içerikleri, TF üyelerine özeldir
Yanıtın tamamını görüntülemek için oturum açabilir veya üye olabilirsiniz.
__________________
İmzalardaki bağlantıları veya görselleri görüntülemek için gönderi sayınızın 10 veya daha fazla olması gerekir.
Usulün bozulduğu yerde hukuk, üslûbun bozulduğu yerde muhabbet kalmaz.
◤ ~ Vakit buldukça "Düşünür"
Sadece kahve içerken "Yazar"
◢
|