İnsanın kişiliği, karakteri birçok faktöre göre şekillenir.
Kısa ve kabaca konu iskeleti oluşturmak gerekirse sosyoekonomik durum, kültürel çevre, yaşanılan dönem gibi uzatılabilir.
Bu iskelet kişinin kim olduğunu belirler.
Kimlik arayışı genellikle ergenliğin sonunda bitmiş olur.
O kimlik oturduktan sonra ise ömrünün dönemlerine göre değişir, gelişir.
@
Zaman Yolcusu nun da belirttiği gibi büyük değişimler (majeur) insanın kim olduğunu kökünden değiştirebilir hatta tamamen farklılaşmış insanlar gibi görünebilirler.
Sevdiğim bir şiiri konusu gelmişken iliştirmek isterim:
20 YAŞ 35 YAŞ 40 YAŞ VE BUGUNKİ BEN
-Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim- diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erick Satie severdi.
Hatırladım.
Müziği de ayarladım.
Geldiler.
20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.
Birden 20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum.
40 yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim.
-Sen karışma moruk- dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
Evin de içine ettiler.
Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine…
CAN YÜCEL
Kısa vadede ise büyük bir deneyim, trajedi yoksa da karakter kolay kolay değişmez. Sadece dizginlenir, yönetilir. Ne kadar uzun vadede başarılı kalınabileceği ise muallaktır.