Forum Logo




Kendimizi Neden Gıdıklayamayız Ve Gıdıklanma Neden Dayanılmazdır?


Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu Oluştur Yanıtla
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 01 Temmuz 2023, 12:26   #1
Çevrimdışı
Gözler gizler niyetleri belki…
Kendimizi Neden Gıdıklayamayız Ve Gıdıklanma Neden Dayanılmazdır?




Kendimizi Neden Gıdıklayamayız Ve Gıdıklanma Neden Dayanılmazdır?
Www.TrendForum.Net

Bilimciler yıllardır, oldukça eşsiz bir eylem olan "gıdıkla( n )mak" hakkındaki merak edilenleri kesin olarak açığa kavuşturmaya çalışıyorlardı. Gıdıklama nedir? Neden rahatsız edicidir? Neden gülmemize sebep olur? Bu sorulara ilişkin çok fazla teori var ancak henüz kimse tam olarak neden gıdıklandığımızı bilmiyor.

Bildiğimiz gibi iki tip gıdıklama vardır: hafif, hoş bir türde ve ağır, dayanılmaz bir türde. Hafif olan bu gıdıklama knismesis olarak bilinir. Knismesis; hafif hareketten kaynaklanan bir histir, tıpkı; birisinin parmaklarını derinizin üzerinde hafifçe gezdirmesi gibi. Bu durum birçok şeyden daha kaşındırıcıdır ve bu hareketi kendi kendinize yapabilirsiniz.

Ağır gıdıklama ise gargalesis olarak bilinir ve vücudun kolay incinir bölgelerinde (örneğin; ayaklar, karın ve koltukaltı gibi) yoğun bir hareketin neticesinde ortaya çıkar. Knismesisin aksine bu tarz bir gıdıklamayı kendi kendinize yapamazsınız.

Bir kimsenin knismesisi kendi üzerinde yapabilirken, gargalesisi neden yapamadığının sebebi tamamen bilinemiyor. Ancak şöyle izah edilebilir; knismesis daha duyusal bir his iken, gargalesis; bizim uyarana verdiğimiz içgüdüsel bir tepki olarak karakterize edilebilir.

Gıdıklanabilir olmanın; evrimsel bir uyarı (ikaz) biçimi ve savunma sisteminin bir parçası olabileceği düşünülüyor. Hafif dokunmaya verilen tepki; bize yabancı bir şeyin bize dokunuyor olduğu bilgisini verir, örneğin bir yılanın üzerinizde sürünmesi ya da bir örümceğin elinizin üzerinde yürümesi gibi. Ağır dokunuşlara verilen yoğun tepki ise biraz daha karışıktır. Eğer vücudunuzun en çok gıdıklanan yerlerini düşünürseniz; bu yerlerinizin en hassas yerleriniz olduğunu da farkedersiniz: boyun, koltuk altları, ayaklar ve karın. Gıdıklandığımızda aşırı rahatsız oluşumuz; bizi bu hassas yerlerimizi korumamız için tetikleyen evrimsel bir sistem olabilir. Gıdıklama beynimizin acıyı bekleyen kısmını aktifleştirir ve atalarımızın ebeveynleri tarafından onlara kendilerini savunmaları gerektiğini öğretmek için kullanılmış olabilir.

Evrimsel süreci göz önüne aldığımızda; hassas olarak tanımladığımız vücut bölgelerimizin -ayak tabanı, boyun, karın, koltuk altı- neden en fazla gıdıklanan yerler olduğuna dair bir fikir yürütebiliriz. Gıdıklanma hissinin evrimsel bir ikaz ve korku mekanizmasının sonucu olduğu teorisine göre; ayak tabanından gıdıklanıyor oluşumuz; atalarımızın çıplak ayakla dolaştığı çevrede ayak hizasında bulunan yılan, böcek, örümcek, akrep gibi zehirli canlıların ayakların altında kalması ve yaşam için bir tehdit oluşturmasıyla izah edilebiliyor. Dolayısıyla da ayak tabanından gıdıklanma refleksini evrimsel süreçte atalarımızdan miras almış olabiliriz. Boyun, karın ve koltukaltı için ise; aslan,kaplan gibi yırtıcı kedigillerin avlarını boyun kısmından yakaladıklarına tanık olmuşsunuzdur. Bu durum milyonlarca yıldır bu kedigiller için doğal seçilimin önemli faydalarından birisi olsa gerek değişmeden süregeldi. Atalarımız kedigiller ile aynı habitatı paylaşıyorlardı ve bu yırtıcı kedilerin avı durumundaydılar. Kedigiller atalarımıza saldırmış, boyun kısmını ısırmış ve karın ya da koltuk altlarına da pençelerini geçirmiş olabilir ve türümüz bu bölgelerde bulunan sinirlerin beyindeki korku bölgesini uyarma noktasında hassaslaşmış olabilir.

Neden Gülüyoruz?

Peki, gıdıklanmak gerçekten bir tehdite verilen tepki ise; neden gülüyoruz? Hiç de komik bir durum değil çünkü.
Almanya'daki University of Tuebingen'de yapılan bir çalışmada; gıdıklamanın sebep olduğu gülmenin, komik bulunan bir durumun sebep olduğu gülmeden daha farklı bir beyin işleminin sonucu olduğu ortaya çıkarıldı. Bu durumda bize gülmenin bir eğlenceden ziyade uysallığın işareti olduğunu gösteriyor.

Gıdıklandığımızda, beynimizde; acıkma, susama ve cinsel davranış gibi en temel içgüdülerimizden sorumlu bölüm olan hipotalamus aktive olur. Hipotalamusun yanı sıra, gıdıklama; acıya sebep olan miyelinsiz sinir liflerimizi uyarır. Kendimizi gıdıklamadaki fiziksel yetersizliğimiz göz önüne alındığında, aslında uyarı sistemi teorisi daha mantıklı geliyor. Çünkü beyin yapacağımız şeyin bilgisini eylemimizden önce biliyor ve bir korku ya da tehlikenin olmadığına dair hazırlıklı halde bulunuyor. Yani beynimiz kendi hareketlerimizi bir tehdit olarak algılamıyor, dolayısıyla da beynimizdeki acı beklentisindeki kısım aktif hale gelmiyor.

Gıdıklama İşkencesi

Öte yandan, gıdıklama tarihte bir işkence yöntemi olarak dahi kullanılmıştır. Çin Gıdıklama İşkencesi antik çağda Çin'in Han Dynasty döneminde mahkemelerin verdiği bir ceza idi. Bu ceza genellikle soylulara verilen bir ceza idi ve ardında bir iz bırakmazdı, dolayısıyla suçlu kolayca ve hızlıca iyileşebilirdi.

Biraz daha yakına geldiğimizde ise; İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından gıdıklama işkencesinin kullanıldığı biliniyor. Nazilerin, Flossenbürg toplama kampından kurtulan Heinz Heger tanık olduğu bu işkenceyi daha sonra yazdığı "The Men With The Pink Triangle" isimli kitabında şöyle anlatıyordu;

"İlk önce bir SS subayı geliyor ve kaz tüyü kullanarak kurbanın ayak tabanlarını, bacak aralarını, koltuk altlarını ve vücudundaki diğer çıplak yerleri gıdıklamaya başlıyordu. Gözleri korkuyla bir SS subayından diğerine dönerken, tutuklu başta sessiz kalmaya çalışıyordu. Sonra daha fazla dayanamıyor ve sonunda yüksek bir kahkaha atmaya başlıyordu, bu kahkaha daha sonra büyük bir acıyla ağlamaya dönüşüyordu. Yanaklarından gözyaşları süzülürken, vücudu zincire vurulmuş halde kıvranıyordu. Gıdıklama işkencesinin ardından, zincirlerini çözüyor ve sadece izliyorlardı. Genç adamın gözyaşları yanaklarına akıyor, kontrolsüzce bir duygu karmaşasının içine giriyordu."

Sonuç itibariyle; gıdıklandığımızda gülmemizin arkasında; bir acı beklentisi, korku ve endişe vardır.
__________________
Kahrolsun psikolojisi düzgün insanlar!
Yaşasın tam bağımsız ruh hastası BEŞİKTAŞ'lılar!
 
Alıntı ile Yanıt

Yanıtla

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
dayanılmazdır, gıdıklanma, gıdıklayamayız, kendimizi, neden


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 2 (0 üye ve 2 konuk)
 
Seçenekler
Görüntüleme stilleri


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Neden Ben? Asi Ruh Trend Sözlük 3 02 Temmuz 2023 22:07
Erdoğan neden kazandı, Kılıçdaroğlu neden kaybetti, işte cevabı DeepSilence Ülkemizden Haberler 2 18 Haziran 2023 00:30
Kızlar erkeklere neden rahat soru soramazlar neden çekinirler? Er Şaban Trend Sorular 8 07 Haziran 2023 23:18
Kendimizi Neden Gıdıklayamayız? Asi Ruh Bunları biliyor musunuz? 0 05 Nisan 2023 19:13
Neden Kendimizi Sevmeliyiz/Severiz? DeepSilence Kişisel Gelişim 0 31 Mart 2023 02:47




TrendForum.Net genel forum paylaşım sitesidir. Bu nedenle foruma kaydolan tüm gerçek kişiler, kontrole tabi tutulmaksızın içerik paylaşabilmektedir. TrendForum üzerinden paylaşılan mesaj, konu ve görsellerden yana doğabilecek yasal sorumluluklar; paylaşan kullanıcıya aittir, TrendForum.Net yer sağlayıcı olduğu için hiçbir yasal sorumluluk kabul etmez. İllegal herhangi bir faaliyetin saptanması durumunda; İLETİŞİM sayfası üzerinden ulaşıldığı takdirde mesaj, konu ya da görsel; en fazla 48 saat içerisinde silinecek ve bildiriminiz üzerinden tarafınıza dönüş sağlanacaktır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sitemizde telif hakkı bulunan mp3,video v.b. eserlerin paylaşımı yasaktır. Yasal işlem olması halinde paylaşan kişi ya da kişilerin bilgileri gerekli kuruma verilecektir.


Powered by vBulletin® Version 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.

TrendForum.Net, lisanslı vBulletin® kullanmaktadır. Tüm hakları saklıdır. ©2022-2026
Tema Tasarım: Vision / Fibertus.Net