Günlük hayatta aşırı derecede pahalı şeylere karşı kullandığımız ateş pahası deyiminin hikayesi, Osmanlı Dönemi’nde dünyayı titreten padişah olarak bilinen Sultan Süleyman’ın bir av hikayesine dayanıyor.
Sultan Süleyman, padişahlık yaptığı bir dönemde yanında adamlarıyla İstanbul’a yakın bir yerde ava gitmiş. Avlanırken İstanbul’dan epey uzaklaştığını fark ettikleri anda şiddetli bir şekilde yağmur yağmaya başlamış ve padişah adamlarıyla birlikte, saraya dönmek yerine geceyi geçirebileceği bir kömür kulübesine sığınmak zorunda kalmış.
Kulübenin sahibi, kim olduğunu bilmediği Sultan Süleyman ve adamlarının ısınması için bir ateş yakmış. Ateşin başında ısınan padişah; “Şu ateş bin altın eder” demiş. Sabah olunca padişahın askerleri, konaklamalarının bedelini ödemek için kulübenin sahibine gittiklerinde ücretin binbir altın olduğunu öğrenince şaşırıp kalmışlar. Bunun üzerine kulübenin sahibi, konaklamanın ücretinin bir altın, Sultan Süleyman’ın da dediği gibi ateşte ısınmanın bedelinin bin altın olduğunu belirtmiş. Bu olayın üzerine ateş pahası deyimi, günümüze kadar ulaşmayı başarmış.