Tekil mesaj gösterimi
Alt 01 Haziran 2025, 12:12   #20
Çevrimdışı
Siyah
Müşkülpesent.
Yanıt: Jagten-Onur Savaşı




Filmi şimdi bitirdim.

Film, yalnız bir adamın üzerine atılan iftira ile baş etme serüvenini anlatıyor.
Bunun bir iftira olduğu ise şuradan anlıyoruz: Lucas'ı gördüğünde rahatsız olmuyor, iletişim kurarken rahat davranıyor.

İzleyiciye Lucas'ın masum olduğunu hissettirecek detaylardan biri Klara'nın, dudaktan öpmeye kalkışması, hediye vermesi.

Kız çocukları, Klara'nın yaşlarındayken yani Freud'un dediği gibi fallik dönemdeyken kıskançlıkları zirveye ulaşır. Lucas'ın diğer çocuklara gösterdiği ilgi, beraber eğlenebiliyor olmaları Klara'nın dünyasında böyle bir yalan sôylemesine sebep oluyor.
Klara, sonrasında gelişen tüm olaylardan, tepkilerden uzakta tutuluyor. Dolayısı ile yalanının nelere mâl olabildiğini fark etmesi bir şekilde önleniyor.


Bu iftira ilk atıldığında ise Grethe'n aldığı aksiyon ne kadar doğru? Tartışılır. Konunun uzmanı değilim fakat gelen görevlinin Klara ile konuşmaları sırasında profesyonelce davranılmadığı çok açık. Sadece evet veya hayır cavabını verebileceği şeklinde sorularla manipüle ediliyor.

Bu konu dallanıp budaklandığında çocukların hepsinin aynı bodrum katından, kanepe renginden bahsediyor oluşu şaşırtıcı geldi.
Kurguyu burada epey zayıf buldum. Lucas'ın masumiyetini başka bir şekilde ispatlayabilirlerdi.

Her ne kadar kurguyu zayıf bulsam da aynı sürü psikolojisi yetişkinlerde de vardı. Hiçbiri acaba masum olabilir mi? Diye sorgulamamış görünüyordu.
Klara'nın babasının, kendisine ilk kez marketin önünde Lucas'ı perişan hâlde görünce "Ya masumsa?" sorusunu içten içe sorup, rahatsız oluşunun başlangıcına şahit oluyoruz.

Sonrasında Kilisedeki o enfes bakışma. @Rüya'nın da dediği gibi, kelimelerden daha güçlü bir "Ben bir şey yapmadım!" haykırışıydı. O esnada "Bakışlarından anlıyorum." dediğini görüyoruz.

Bu düşüncesi, kızı tarafından onaylanınca da emin oluyor.

Bu süreçte masum bir insanın pasif direnişine tanıklık ediyoruz.
Dövülmesi, toplumdan aforoz edilmesi, Fanny'nin öldürülmesi, işinden kovulması, dibe çöküşün de dibini yaşıyor ve Lucas neredeyse tek başına.
Bôyle bir şey yaşasaydım ne yapardım? Sorusunu kendime sorunca dehşete düştüm. Muhtemelen intihar ederdim. Kaldıramazdım.

İntihar etmeyip de suçsuzluğum anlaşılsaydı da etrafımdaki herkesten muhtemelen Klara da dahil, herkesten nefret ederdim.
Bu yüzden senaryoyu beğendiğimi söyleyemem.

Lucas'ı herkesle barışmış görüyoruz. Bana inandırıcı gelmedi.

Son sahnede ise Fanny'nin ölümünden sonra hayatı boyunca avcılık yapmış bir adamın diğer hayvanların yaşam hakkının farkına vardığını mı görüyoruz? Yoksa sadece Fanny için üzüldüğüne mi şahitlik ediyoruz?

Ucu açık.

Peki ya sizce son sahnenin mesajı neydi?
Not: Çok dağınık yazdığımın farkındayım. Olduğu kadar artık.(:
Mesaj içerikleri, TF üyelerine özeldir
Yanıtın tamamını görüntülemek için oturum açabilir veya üye olabilirsiniz.
__________________

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim....
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
Nâzım HİKMET

 
Alıntı ile Yanıt